Son depremler Kandilli
Son depremler GFZ Potsdam
Son depremler Red Puma
Haberler
LIVE DATA s İMPORTANT
Meteoquake ın hikayesi

Basın

Deprem esnasında nasıl davranılmalı ?
Sismik ağ haritası
Tubitak kamu araştırmaları programı projesi
(TÜRDEP) Projesi
Tarihsel depremler
Sismolojik programlar
Önemli deprem raporları
Oksal Erev deprem tahmini

Istanbul deprem acil müdahele ağı

17 Ağustos Kocaeli depremi raporu
12 Kasım 1999 Düzce depremi
3 Şubat 2002 Sultandağı depremi
27 Ocak 2003 Tunceli depremi
Türkiye de önemli depremler
2010 yılı Türkiye ve yakın çevresi deprem etkinliği
2010 yılı Türkiye deprem haritası

Magnitüdü tanımlayan ölçekler

 

 

Meteoquake Research Centre Company number 5552659... Charity number 1112542... U.K.

SİSMOLOGLARIN ERKEN UYARI SİSTEMİ...
ERKEN UYARI İLE “DEPREM ÖN SİNYALLERI” FARKI.

Erken uyarı sistemlerinin en başında DST aleti gelir. (Digital Seismic Telemetry) ve bugün Budapeste’de kullanılmaktadır. Daha doğrusu kullanılmaya çalışılmaktadır. Orada Vrancea fayında meydana gelen depremler başkente 140 km uzaklikta ve çok derinde meydana gelirler, aşağı yukari 200km. Devlet yetkilileri DST ‘yi hayat kurtarmak için yerleştirmemişlerdir, sadece birkaç saniye içerisinde devlete ait çok önemli evrakları kurtarabilmek için bu sisteme başvurmuşlardır.

DST bildigimiz analog sismometreler gibi çalışırlar ve yer altındaki hareketlenmeleri kaydederler. Diyelim ki bir DST aletini bir fayın üzerine yerleştirdik, eğer o fayda bir hareketlenme varsa, alet P dalgalarını kaydeder..

Mesela bu aletten bir tanesini Istanbul’a 120 km uzaklıkta koyduğumuz zaman, o P dalgası 20 saniye sonra ancak Istanbul şehir merkezindeki rasathaneye gelebilecektir. Arkasındaki S dalgaları ise 3.4 km/saniyelik bir hızla Istanbul’a 35 saniyede varacaktır.

En iyi senaryoyu inceleyecek olursak, Istanbul’daki o veri toplama noktası, 15 saniyelik bir zaman içerisinde aşağıdaki işlemleri yapacaktır:

1.- Bütün Marmara bölgesindeki gaz , elektrikli tren, nükleer reaktörler vs kapatması

2.- Devlete ait önemli evraklar kurtarılmaya çalışılması vs.

Marmara bölgesindeki fayların sayısını burada yazmaya lüzum yok, yerleştirilmesi gerekecek olan DST lerin sayısı o fayların sayısına eşit olmalıdır. Yani DST yi büyük faya yerleştirmek olayı çözmez. Van'daki 7.2 kuvvetindeki deprem bilinmeyen bir fayda meydana geldi.

Her bir DST, şehir merkezinde bir bilgisayar odasında toplanmalıdır. Istanbul, Budapeste olmadığı için toplanan her bir DST aynı zamanda başka bir noktada da toplanmalı ve hangi fay alarm verdiyse, sadece o fayın deprem yaratabileceği alanlarda erken uyarı sistemi uygulanmalıdır.

Herhangi yanlış bir alarm ile (ki bu 90%) böyle olacak, çünkü gerçekte DST lerin P dalgalarını dahi yanlış ölçtükleri görülmüştür, gazlar ve elektrikler boşu boşuna kesilecek ve her geçen dakika şehrimize ve bölgemize yüz binlerce dolara mal olacaktır. Açıkçası Japonya'da bile 3.5 kuvvetindedki bir deprem erken uyarı sistemlerini alarma geçirmiştir.

SONUÇ

ERKEN UYARI HAYAT KURTARMAZ , ASANSÖRDEKİLER BİLE İKİ KAT ARASINDA KALIR..

ÇARE ?

Istanbul gibi büyük bir şehri depremlerden korumak amacıyla “erken uyarı ” sistemi yapacağız diye en aşağı 10 milyon dolar harcayacağımıza bunun yarısından daha az miktardaki bir meblağ ile I.S.E.P. olarak deprem ön-sinyallerine harcayıp depremleri değil 15 saniye ama 10 gün önce haber verebiliriz. En önemlisi ise 10 sene içerisinde depremlerin gerçek mekanizmasını çözebiliriz.

I.S.E.P. olarak bizim amacımız gerek DST (digital seismic telemetry) veya diğer Erken Uyarı cihazlarıyla depremlerin ilk P dalgalarını yakalamaya çalışan aletler olsun, daha P sinyalleri başlamadan depremi çok daha önceden tahmin edebilmektir... Ancak ilk senelerde derin araştırmalarımıza erken uyarı cihazlarının, P dalgalarını başlama saniyesini belirtmesi için başlayacağız. Deprem tahmini ile değil.

Özetle ve halk dilinde anlatacak olursam, P dalgaları başladığından itibaren geriye dönüp 15 gün içerisindeki bütün anormallikleri inceleyecegiz. Tabii ki P dalgaları başladığı an erken uyarı sistemi de otomatik olarak çalışacaktır. İnceleyecegimiz bu anormallıkler Ingilizce “LAIC anomalies before, during after earthquakes” yani “Litosfer, atmosfer, ionosferde deprem öncesi, esnası ve sonrası anormallıkler” diyebiliriz, veya “Pre-earthquake signals” ayrıca “Deprem öncesi sinyaller” de diyebiliriz.

Zaten projemizin kapsaminda bulunan uydu verilerini inceleyecegiz. Bütün Avrupa kıtasını kapsayan uyduların başında EUMETSAT tarafından yönetilen Meteosat-9 uydusu geliyor. Bu uydu günde 24 saat ve her 15 dakikada resim yollayabiliyor. Polar sistem olarak ise NOAA- 17 ve NOAA-18 ile Metop-A uydulari günde iki kez aynı yöreden geçiyorlar. Bu görüntüleri Ingiltere’den EUMETCast tarafindan alabiliriz. Bu görüntüleri elde edebilmek için sahsım adına kontratım var.

Bunlardan başka, daha çok yüksek çözümlü uydular var, bunlar Terra ve Aqua uyduları olup MODIS scannerini tşıimaktadırlar. Bunlar günde 4 kez aynı noktadan geçiyorlar. DMSP uyduları da askeri uydu olmalarına rağmen istediginiz zaman görüntü verebiliyorlar. Metop- A polar yörüngesinde GPS alıcıları bulunduruyor ve atmosferi çok daha iyi bir şekilde inceleyebiliyorlar. DEMETER uydusu sadece deprem ön sinyallerini araştırmak için Fransiz devleti tarafından 700 km yüksekliğe gönderilmiş sadece orbit görüntü sağlayan bir uydudur.

Daha birçok onlarca uydudan veri toplayabilecegimizi düşünüyorum.
Değişik uydulardan, depremin meydana geldiği ve D.S.T cihazının bulundugu aynı fay hattı üzerinde elde edebileceğimiz değişik parametreler bir “database” de toplanacaktır.

Deprem mekanizmasini çözebilmek için aşağıdaki parametrelerin nasıl çalıştıklarına dair, birbirlerine olan bağları, ve böylelikle depremi ilk tetikleyen unsurun ispatlanması, bazı veriler ve sonuçlar elde edilse dahi, ayni ölçme cihazlarini ayni şartlarla başka faylarda deneyip tasdik edilmesi, eğer varsa farklarının incelenmesi gibi birçok unsurların çözülmesi lazımdır:

Deprem öncesi son iki haftalık zamanda Seismo-elektrik ve manyetik sinyalleri yer istasyonlarından ölçebilmek, verileri sağlıklı bir şekilde elde edebilmek. Aynı şekilde ULF,ELF/VLF/LF,MF,HF gibi frekansları ve deprem öncesi meydana gelen değişiklikleri gene yer istasyonlarından ölçebilmek ve verilere sahip olabilmek.

Atmosfer ve ionosferdeki seismogenik elektromanyetik dalgalarını kapabilmek, alçak atmosferde meydana gelen deprem ışıkları ve deprem bulutlarını incelemek, içerisine uçak yollayıp kimyasal yapılarına sahip olmak, ve buna benzer daha detaylı parametreleri en ince tefferuatlarına kadar takip edip bir noktada toparlamak lazımdır.

Ronald KAREL
I.S.E.P. Başkanı

Uluslararası Deprem Ön Sİnyalleri Kurumu

Internatıonal Society for Earthquake Precusrsors

 

 

 

 

 

1© Meteoseisme-Meteoquake All rights reserved 2009-2011