Son depremler Kandilli
Son depremler GFZ Potsdam
Son depremler Red Puma
Haberler
Güneş rüzgarları LIVE
Canlı veriler
Meteoquake ın hikayesi
earthquake forecasting program

 

Güneş ve Yerküre Bağlantısı

Yazar: Dr. Rollin McCraty | Kaynak: Glcoherence.org

Çeviri: Saffet Güler 

Güneş ve Yerküre Bağlantısı

Schuman Rezonansları

Güneş ve Yerküre arasında kuvvetli bir bağlantı vardır. Yerküre içinde dönen eriyik demir çekirdek tarih boyunca dalgalanmakta olan manyetik bir alan üretir. Yerkürenin manyetik alanının kuvveti, 1800’lerin ortasında ölçülmeye başlandığından bu yana, her yüzyılda yaklaşık %5 oranında durmadan azalmaktadır.

Güneş, manyetik alanının dramatik şekilde değiştiği 11 yıllık bir döngüye sahiptir. Özellikle solar maksimum sırasında, oluşan güneş lekeleri ve güneş patlamaları güneş sistemine güçlü madde ve enerji patlamaları püskürtür. Yerküre uzaya 563 kilometre erişen bir hava baloncuğu ile çevrelenmiştir ve bu baloncuğun içinde iyonosfer bulunur. Solar rüzgâr yerkürenin güneşe bakan tarafındaki manyetik alanı yassılaştırarak ve onu rüzgarın estiği yöne gerdirerek Yerkürenin manyetik alanıyla etkileşir, bu “magnetotail (manyeto kuyruk)” denen şeye neden olur (NASA’ya ait olan aşağıdaki resme bakınız). Solar rüzgar saniyeler kadar kısa periyotlarda değişir. Güneş patlaması olduğu zaman ve ilgili manyetik alan Yerkürenin manyetosferine eriştiğinde, yüksek enerjili parçacıklar solar rüzgardan manyetosfere geçebilir, auroralar oluştururlar ve jeomanyetik fırtınaya neden olurlar, bu da manyetik alan çeşitliliği yaratır ve içinde bulunan şeyleri etkiler.

Yerkürenin yörüngesi ve güneş patlamaları kesiştiği zaman, radyo iletişimi, uydular, iklim ve bedenlerimizde birçok aksamalar deneyimlenir. Yerkürenin hayatı ve elektrik potansiyeli güneş aktivitesi ile değişir. Bu da, jeomanyetik fırtınaların ürettiğine benzer alternatif (dalgalı) elektrik alanları biyoelektriği, hayvanların ritmini ve kan dinamiklerini değiştirir.  

Güneş aktivitesi, jeomanyetik aktivite ve iklim kan basıncı, kan bileşimindeki değişimler ve insanların fiziksel ve kimyasal durumu ile ilişkilidir, yüksek oranda depresyon, kalp krizi ve ölümlere neden olurlar. Bu sadece bireysel ve grup biyolojik ve duygusal sistemlerine yansımaz, ayrıca doğal, sosyal ve politik sistemlere de yansır.  

Ayrıca, ulusal ve uluslar arası çatışmalar, terörist saldırılar ve savaşlarda görülen insanın saldırganlığı, güneş ve jeomanyetik aktivite ile ilişkilendirilebilen döngülerde gerçekleşir.

Bulgular aşağıdakileri kapsamaktadır:  

• Jeomanyetik fırtınalardan sonraki ikinci hafta erkeklerin depresyon şikayeti ile hastanelere başvurularında istatistiksel olarak önemli artış vardır (Kay, 1994)

• Jeomanyetik fırtınadan sonraki günlerde, miyokard enfarktüsünün – kalp krizi – oluş sıklığı %7 artmaktadır. (Cornelissen et al., 1999)

• 30 yıllık süre içinde Minnesota’da kalp hastalığı ile ilişkili ölümlerde yaklaşık olarak haftalık, yıllık ve 10,5 yıllık ritimler gözlendi. Tıbbi yetkililer güneş aktivitesi sırasında yılda ilave 220 vaka bildirdi – minimum güneş aktivitesi yıllarıyla karşılaştırılınca %5 artış. (Cornelissen et al., 1999)

• Kalp hastalığı ile ilgili ilişkili ölümlerde yaklaşık haftalık ve yıllık ritimler gözlenmektedir. (Cornelissen et al., 1999)

• 47 incelemenin Meta analizi, güneş ve jeomanyetik aktivite ile ilişki olan – miyokard enfarktüsün oluş sıklığının Pazartesi günleri arttığını gösteriyor, ikincil zirveler Perşembe ve Cuma günleri gerçekleşiyor. (Cornelissen et al., 1999)

• Orta yaşlı bireyler için Pazartesi ve Cuma günlerinde azalmalarla karakterize edilen azalan kalp atış hızı değişkenliğindeki haftalık ritim, haftalık kalp ve damarlara ilişkin olaylar ve jeomanyetik etkilerin modeli ile ilişkilidir. (Cornelissen et al., 1999) 

Güneş – Yerküre etkileşimini daha iyi tanımlamak için bilim yazarı Mitch Battros güneş ve yerküre arasındaki ilişki için aşağıdaki eşitliği öne sürdü: 

Güneş lekeleri => Güneş Patlamaları => Manyetik Alan Değişimi => Okyanus ve Jet Akımlarında Değişiklik => Aşırı İklim ve İnsan Karmaşası 

Solar döngü 24 başladı ve NASA, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Ulusal Okyanus ve Atmosferik Yönetim (NOAA) tarafından, bu döngünün bir önceki rekor kıran Solar döngü 23’ten %50 daha kuvvetli olacağı tahmin edildi. 2011’in sonlarında ve 2012’de güneşin aktivitesinin zirvesine veya maksimumuna ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu artan aktivite bizler için neyi saklıyor olabilir?

Yerkürenin manyetik alanındaki değişkenlikler manyetometreler tarafından ölçülür. GCI için IHM mühendisleri Boulder Creek, Kaliforniya’da yerleşik olan “Maggie” lakaplı bir manyetometre yaptılar. GCI bu ve ilişkili fenomenleri incelemek ve duygusal fizyoloji, kalp- beyin etkileşimleri ve optimum sağlık ve performansın fizyolojisi üzerine araştırmasının boyutlarını genişletmek için küresel sensör siteleri ağı oluşturuyor. Bu ağın fonksiyonu yerküre ve iyonosferdeki manyetik kuvvetler arasındaki ilişkiyi, ayrıca solar/jeomanyetik aktivite ve insan biyolojik sistemleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır.  

Bu Küresel Bağdaşım İzleme Sistemi (GCM) tüm dünyaya stratejik olarak yerleştirilen 12 sensör sitesi ağını kullanır. Her site, iyonosferik düzensizlikleri ve rezonansları belirlemek için ultrahassas bir manyetik alan detektörü, bir jeomanyetik statik alan dedektörü ve gelişigüzel rakam üreteci (RNG) içerir. Bu detektörlerden toplanan veriler, yerkürenin enerjetiklerinin resmini sağlamak için NOAA verileri ile birleştirilir. 

Bu yorum için GCI’nin arkasındaki tüm bilim budur. 

Gelecekteki GCI yorumlarında keşfedilecek bir diğer alan sadece güneş ve yerkürenin jeomanyetik aktivitesinden etkilenip etkilenmediğimiz değil, ayrıca bilince sahip olan insan varlıklar isek, güneşin aktivitesine neden olabileceğimiz veya etkileyebileceğimizdir?  

20’inci yüzyılın ünlü durugörürü Edgar Cayce, bir keresinde güneş lekeleri ile ilgili vermiş olduğu okumasında şunları söylemişti:  

Yerküre değişimleri gibi, güneş lekeleri de kendi bilinç halimizin yansımalarıdır, kendi eylemlerimizin sonucudur, ilahi yasanın bumerang etkisidir. Güneş lekeleri, kendimiz yarattığımız ve zihinlerimizin “inşa edici” olduğu “kargaşa ve anlaşmazlığın” yansımalarıdır. Yerküre değişimlerinin sorumluluğu doğrudan omuzlarımızdadır ve başkalarıyla ilişkilerimizi nasıl yönettiğimizin yerkürenin yüzünün değişmesiyle ilgisi vardır. Yerküre değişiklikleri, bir şeyler uyum dışında olduğu için yapılmak zorunda olan “ayarlamalar”dır. Kendi uyum – dışı davranışımızla kaotik durumları yarattığımız gibi, sevgi dolu tavırlar ve eylemlerimizle pozitif dönüşüm yaratabiliriz.”

Son olarak, daha sonraki yorumlarda depremler, yanardağlar ve şiddetli fırtınalar gibi doğal fenomenler üzerine güneş – yerküre etkileşimleri ve jeomanyetizmdeki değişimlerin etkilerini daha geniş keşfedeceğiz

Yerkürenin Atmosferi, Schumann Rezonansı ve İyonosfer

Birçok sorular soruldu, en çok sorulan soru şuydu: Obama’nın göreve başlama töreninde ne oldu? Aşağıda, kendi manyetometremiz Maggie’den alınan verilerin ve ayrıca Küresel Bilinç Projesi gelişigüzel rakam üreteci (RNG) ağından araştırmacı Roger Nelson tarafından sağlanan verilerin vaka çalışmasını açıklıyorum. Maggie’den alınan bilgiler, ultrahassas manyetometre ile görmeye başladığımız verilerin türünü ve bize neler anlatabileceğini tanımlıyor.

Bilimsel arka plan bilgisine ilgi duyanlar için, önce GCI, iyonosfer ve manyetometre verilerinin arkasındaki bazı temel bilgileri sunuyoruz.  

Yukarıda açıklandığı gibi, Yerküre uzaya 563 kilometre uzanan bir hava örtüsüyle çevrelenmiştir. Amosfer gezegen üzerindeki yaşam için zaruridir. Soluduğumuz havayı sağlar, su geri dönüştürülür ve ozon tabakası bizi deri kanserine neden olabilen mor ötesi ışığın etkilerinden korur. Atmosferin dört katmanı vardır, troposfer (yaklaşık 0 – 16 km), stratosfer (yaklaşık 16 – 48 km), mezosfer (yaklaşık 48 – 80 km) ve termosfer (yaklaşık 80 – 600 km).

Termosferin içinde, Yerkürenin yüzeyinden yaklaşık 80 kilometre uzakta başlayan ve yaklaşık 290 kilometre uzanan iyonosfer olarak adlandırılan bir bant vardır. Bu bant yüklü parçacıklardan oluşur. Bu yüksek dinamik bölge sürekli olarak güneşin tam şiddetine maruz kalır; şiddetli mor ötesi radyasyon moleküllere ve atomlara parçalanır. Bu nedenle yüksek yüklü iyonlar ve serbest elektronlar iyonosferik katmanları doldurur. Bir solar fırtına manyetosfere ve iyonosfere yüklü parçacıklar pompalayabilir. İyonosfer üç temel katmandan oluşur: D, E ve iki adet F katmanı; gece boyunca D katmanı ortadan kaybolur, E katmanı neredeyse yok olur ve F katmanları birleşir (bakınız aşağıdaki NASA’nın şekli). 

Bilim adamları aşırı güneş aktivitesinin manyetosfere (Yerkürenin manyetik alanı tarafından oluşturulan koruyucu manyetik baloncuk) şiddetli bir şekilde basınç yaptığını ve Yerküreye yakın uzayda iyonların bileşimini değiştirdiğini keşfetti. İyonosferdeki bu değişimler ve bozulmalarmanyetometreler tarafından belirlenir.

Böyle artan güneş aktivitesi iyonosferi, üst atmosferi ve Yerkürenin iklimini etkiler. Bunun Dünya’ya yakın olan uzayda etkisini izleme ve tahmin etmenin, Dünya’da günlük yaşamı korumak için gittikçe kritik hale gelmesinin nedeni budur.

Aşırı güneş aktivitesinin Yerkürenin manyetosferine etkisini aşağıdakigörselden izleyebilirsiniz:

Schumann Rezonansları

Schumann rezonansları (SR), Yerküre – iyonosfer boşluğunun elektromanyetik frekanslarıdır (aşağıdaki şekle bakın) ve ilk kez W.O. Schumann (1952) tarafından tahmin edilmiştir.

Küresel yıldırım parıltılarındaki gibi (dünyanın yıldırımlı fırtına aktivitesi), elektromanyetik itkiler bu boşluğu doldurur ve Schumann rezonanslarını harekete geçirir. Rezonanslar 7.8, 14, 20, 26, 33, 39 ve 45 Hz civarında gözlenebilir.
(canlı veriler)
.

Schumann rezonanslarının gözlenmesi güneş aktivitesi, dünya gökgürültülü fırtına aktivitesi, üst kaybedici sınır katmanının özellikleri, Yerküre – iyonosfer boşluğu ve iklimsel değişiklikler ile ilgili değerli bilgiler sağlayabilir. Önceki çalışmalarda Schumann rezonanslarının kan basıncı gibi insan sağlığı göstergelerini etkileyebileceği keşdefildi ve muhtemelen kalp ve damar ile ilgili ve nörolojik hastalıkları, şiddet ve savaşı da etkiliyorlar.  

Jeomanyetizm ve Schumann Rezonanslarının İnsan Sağlığı ve Davranışına Etkisi  

Güneş aktivitesi, jeomanyetik fırtınalar ve Schumann rezonansları ve insan sağlığı ve davranışı arasında bir bağlantı var mıdır?  

Bir diyapazon gibi, yerküre doğal ses frekanslarına sahiptir ve bunlara Schumann rezonansları adı verilir. Tüm dünyada belli bir anda 1000 yıldırımlı fırtına vardır; bu, boşluğu tahrik eder. Bu rezonanslar bir frekans yönlendiricisi olarak davranan iletken iyonosferde oluşurlar. Yerkürenin sınırlı boyutları bu frekans yönlendiricisinin elektromanyetik dalgalar için rezonant bir boşluk olarak davranmasına neden olur (aşağıdaki şekil).

İyonosferik EM Dalgası Yayılımı

Schumann rezonanslarının en düşük frekans modu yaklaşık 7.83 hertz (Hz)dir, günlük değişkenlik yaklaşık ± 0.5 Hz’dir. Diğer frekanslar 14, 20, 26, 33, 39 ve 45 Hz. dir.

 

Solar radiation: Güneş radyasyonu

Fizikçi W.O. Schumann, Technische Physik dergisinde bu rezonanslar ile ilgili araştırmasının sonuçlarını yayınladığı zaman, bir hekim olanDr. Ankermüller hemen Schumann rezonansları ve beynin dalgalarının alfa ritmi arasında bağlantı kurdu. Yerkürenin, beynin sahip olduğu gibi aynı doğal kaynağa sahip olduğu düşüncesinin çok heyecan verici olduğunu gördü ve Professor Schumann ile temasa geçti, daha sonra bu fenomeni incelemek için bir doktora adayı istedi. Bu doktora adayı Munich Üniversitesi’nde Schumann’ın takipçisi olan Herbert König idi. König Schumann rezonansları ve beyin ritimleri arasındaki korelasyonu gösterdi. İnsanın EEG kayıtlarını çevrenin doğal elektromanyetik alanları ile karşılaştırdı (1979) ve ilk beş Schumann rezonansının, 0-35 Hz, insan EEG’sindeki beyin dalgaları ile aynı frekans aralığında olduğunu ve 7.8 Hz sinyalin beynin alfa ritmi frekansına çok yakın olduğunu buldu.

İlk beş Schumann rezonansı beyin frekans bantları ile örtüşüyor

Not: Beyin dalgaları frekanslarına göre gruplandırılır ve Yunan harfleri ile etiketlenir. En yaygın frekanslar alfa, beta, delta ve tetayı içerir.

Durum

Frekans Aralığı

Zihin Hali

Delta  

05. Hz – 4 Hz

Bu derin rüyasız uykuda veya bilinçdışında gerçekleşir.

Teta

4 Hz – 7 Hz

Bu, uyku sersemliği ile ilişkilidir. Ayrıca uykunun ilk aşamasında ve derin meditasyon sırasında, uyanık ama zihinsel imgelere açık olduğumuzda gerçekleşir. Yaratıcılık, sezgi, düş kurma ve hayal etme ile ilişkilendirilir. Limbik sistemden gelen aktiviteyi yansıttığına inanılır ve artan aktivite endişe, davranışsal aktivasyon ve engellemede gözlenir.

Alfa

8 Hz – 12 Hz

Bu, normal, gevşemiş bir yetişkinde görülen başlıca ritimdir. Yaşamın çoğunluğunda mevcuttur. Uyanıklık sırasında yaygın bir hal olduğu, ama aktif olarak bilgiyi işlemediği düşünülür. Alfa yaratıcılık ve zihinsel çalışma ile ilişkilendirilir (yaratıcı insanlar dinledikleri ve bir çözüme ulaştıklarında alfa gösterirler.) Alfa aktivitesi ayrıca tüm zihinsel ve beden/zihin koordinasyonu, sakinlik, uyanıklık ve öğrenme ile ilişkilendirilir.

Beta

12 Hz – 30 Hz

Beta yüksek aktif işlemeyi yansıtır. Normal uyanık bilinç ve dikkat dışarıya odaklandığında gerçekleşir. Yavaş beta: 12-17, normal bilgi işlemedir ve zihinsel etkinliktir; Hızlı beta:17-30, yükselmiş uyanıklık, savaş veya kaç veya endişedir.

Gamma

30 Hz – 100 Hz

Bu, uyanık haller ile ilişkilidir ve bilgiyi her iki beyin yarıküresinde eşzamanlı olarak işlediğimiz zaman gerçekleşebilir. Balinalar ve yunuslar bu frekanslarda işler.

Bu ilk keşiften bu yana, daha fazla bilimsel araştırma, Schumann rezonanslarının geri plan frekansları olarak davranan ve memeli beyninde biyolojik osilatörleri etkileyen çok önemli elektromanyetik durağan dalgalar olduğunu belirledi.

 

Yerkürenin elektromanyetik boşluğunun özellikleri aynı kaldığı sürece, bu frekanslar da aynı kalır. Schumann rezonanslarında gerçekleşen değişikliklerin bazılarına güneş lekesi döngüsü neden olur, güneş aktivitesinin 11 – yıllık döngüsüyle ilişkili olan solar rüzgarın değişimine tepki olarak Yerkürenin iyonosferi değişir. Gündüz/gece farklılıkları, güneş aktivitesindeki değişiklikler, küresel iklim vs nedeniyle Schumann rezonanslarının ortalama yoğunluğu artar veya azalırken, beynimiz ve sinir sistemimiz değişikliklere tepki gösterir.

Rezonans, bir nesnenin en doğal olarak titreşmeyi istediği frekans olarak tanımlanabilir. Örneğin: Tutarlı sistemlerde, bir nesne eğer aynı rezonant frekansı paylaşıyorsa, başka bir nesneyi harekete geçirebilir. Örneğin, eğer bir diyapazonu saniyede 100 döngü titreştirirseniz ve onu aynı frekanstaki bir başka diyapazonun yakınına getirirseniz, ikinci diyapazon harekete geçer. İkinci diyapazon ellenmese bile titreşmeye başlar ve yalnızca titreşen diyapazon ile aynı alanda bulunarak ses yayar. 

Diyapazon örneğine benzer şekilde, kanıtlar beynin bir Schumann rezonansı sinyalini belirlemesinin, ona uyumlanmasının ve tepki vermesinin mümkün olduğunu gösteriyor.

Schumann rezonansına nasıl uyumlanabiliyoruz?

Yanıt, beynimizin Zeitgeber’e sahip olmasıdır, Zeitgeber zaman vericiler şeklinde tercüme edilen Almanca bir sözcüktür ve sinyaller sağlayan dışsal ajanlar veya olaylarla – bu durumda, Schumann rezonansları – ilgilidir. Bu dışsal sinyaller insan biyolojik sisteminin, yerkürenin günlük ritmik döngüleri ile senkronize olmasına yardımcı olur.

 

Son on yıldaki araştırmalar, jeomanyetik fırtınalar gibi olayların neden olduğu güneş ve jeomanyetik aktivitedeki önemli değişikliklerin, Schumann rezonans sinyalinin yoğunluğu ve istikrarında önemli değişimlere neden olabileceğini gösteriyor. Bu, Schumann rezonans sinyalini normal aralığının dışına çıkarabilir ve beyin ve kalp senkronizasyonunda değişiklikler ve beynin melatonin seviyesinde değişiklikler başlatabilir. 

Güneş jeomanyetik aktivitesindeki değişimlerle ilişkili olan bazı zararlı etkiler: 

• Değişen kan basıncı

• Üreme, bağışıklık sistemi, kalp – damar ve nörolojik problemler.

• Zihinsel rahatsızlıklar, depresyon ve intihar.

• Artan hastane yatışları, kazalar ve ani ölümler, ayrıca sayısız diğer stresle ilişkili durumlar.

Dışsal olaylar ve Schumann rezonansları ile ilişkili, insan reaksiyon – zamanı deneyleri yapıldı. Örneğin 1974’te, König insan reaksiyon zamanlarının 8-10 Hz Schumann sinyalinin yoğunluğu ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu gösterdi. 10 Hz’in reaksiyon zamanlarını hızlandırdığı gösterildi, yerel yıldırımlardan gelen 3 Hz sinyallerin reaksiyon zamanlarını önemli ölçüde yavaşlattığı gösterildi. Bu fenomen EEG modellerindeki ve beyindeki kalsiyum iyon alımındaki değişimlerle gösterilebilir.

İnsan yapımı elektromanyetik alanların insan sağlığına etkileri

Elektrik besleme sistemleri, telekomünikasyonlar, cihazlar, bilgisayarlar ve insanlar tarafından üretilen diğer teknoloji tarafından üretilen elektromanyetik alanlar çok güçlüdür ve bazı durumlarda kanser, kalp hastalıkları, depresyon ve diğer hastalıkların artışı ile ilişkilendirilmiştir.

Oturulan bölgelerde ve bazı işyerlerinde kuvvetli elektromanyetik alanlara maruz kalmanın, listelenen hastalıkların sıklığını veya riskini önemli ölçüde artırdığı belgelenmiştir. Yaşlı, çocuk, hamile kadınlar ve güçsüz olanlar gibi bazı insan gruplarının, bu alanlardan gelen ters etkilere nüfusun geri kalanından çok daha hassas veya duyarlı oldukları bulunmuştur.  

Böylece, Schumann rezonansları, jeomanyetik ve güneş aktivitesinin insan sağlığını ve davranışını etkilediğini görüyoruz. Schumann rezonanslarının incelenmesinin her şeyin birbirine bağlılığını (bizler, dünya gezegenimiz, güneş ve muhtemelen henüz farkında olmadığımız birçok başka gezegensel faktörler) işaret ettiğini görmek heyecan verici.  

Özet olarak araştırmacılar insan sağlığının ve davranışının Schumann rezonanslarındaki değişikliklerden etkilendiğini gösteren kanıtlar buldular. Ayrıca, birçok bilim insanı bu rezonansların insan biyolojik döngülerinde önemli olabileceğine inanıyor. 

Schumann rezonansları ile ilgili olarak bilim adamlarının gelecekteki olası düşünceleri, neden bazı insanların bu rezonansların değişmesinden ters etkilendiğini, neden çoğu insanın etkilenmediğini ve etkilenenlere yardım etmek için ne yapılabileceğini öğrenmeyi kapsıyor.

Solar Döngü 24’ün Enerji Dalgasında Sörf Yapmak:Kişisel ve Küresel Dönüşümü Hızlandırmak İçin Fırsat Zamanı

Güneş yaklaşık yüz yıldır en derin solar minimumda.

Güneş lekelerinin sayısı toplam güneş aktivitesinin, özelde güneşin UV radyasyonu çıkışının bir göstergesidir. Güneş lekesi sayısı ayrıca güneş patlamaları sayısıyla da ilişkilidir. Günlük güneş lekeleri 0 – 200 veya daha fazlası arasında değişebilir. Güneş lekesince – zengin oldukça aktif güneş, iyonosfer adı verilen atmosferin üst kenarındaki plazma yoğunluğunda artışa neden olur. Son zamanlarda haftalar, bazen aylar tek bir güneş lekesi olmadan geçti. NASA’ya göre bu solar sessizlik iki yıldan fazla sürmekte. Ancak bilim insanları güneş lekelerinin yeniden ortaya çıkışını gözlüyor ve bundan sonraki 11 yıllık Solar Döngü 24’ün yavaşça hız kazanmaya başladığı görülüyor. Yukarıda 1995’ten günümüze kadar güneş lekesi döngüsünün ve tahmin edilen Solar Döngü 24’ün NASA tarafından yapılan grafiğine bakınız.  

Güneş ve Dünya arasındaki etkileşim

Aşağıdaki paragraf NASA’dan Dr. Friedemann Freund ile yapılan görüşmeden alınmıştır.

Güneş lekesince zengin oldukça aktif bir güneş, iyonosfer adı verilen atmosferin üst kenarındaki plazma yoğunluğunda artışa neden olur. Plazma yoğunluğu özellikle çok sayıda iyonlar ve serbest elektronlara karşılık gelen Dünya’nın güneşle aydınlanan tarafında yüksektir. Bu iyonlar ve elektronlar iyonosferin elektriksel olarak oldukça iletken olmasına neden olur. Dünya dönerken, Dünya’nın manyetik alanı da döner. Bu bir şekilde bir elektrik motoruna benzeyen ilginç bir durum yaratır: Dünyanın mıknatısı, kürenin güneşle aydınlanan tarafında durağan, elektriksel olarak iletken plazmanın altında dönerken, plazma kuzey ve güney yarıkürelerin üzerinde akım vorteksleri oluşturur. Bunlar bizden 100 km ve daha yukarıda akarlar. Yüz binlerce amper taşırlar. Dünya dönerken, bu akım vorteksleri, Dünya’nın okyanuslarında ve kıtalarında – günlük olan bir modelde – elektrik akımlarına neden olurlar. Katı Dünya’da bu başlatılan akımlar, günün zamanına bağlı olarak Dünya’nın yerkabuğunu farklı yönlere iten bir kuvvet üretirler. Sert levhalar şeklinde davranan Dünya’nın yerkabuğunun bölümleri üzerinde birleşerek, bu kuvvetler 5 veya daha büyüklüğe sahip depremlere eşit olan enerjiyi taşıyabilirler. Güneş patlamaları Dünya’ya ulaştığı zaman, iyonosferi etkilerler, onu deforme ederler ve ekstra yüksek seviyede iyonlaşmaya neden olurlar. Böylece katı Dünya’da ekstra büyük indüklenmiş akımlara ve ekstra büyük kuvvetlere neden olurlar.

Burada tanımlanan şey, iyonosferin aracılık yaptığı güneş ve Yerküre arasındaki büyüleyici etkileşimdir. Katı Yerkürede üretilen kuvvetler tüm kıtalarda, herhangibir yerde hissedilebilir. Bunlar güneşin aktivitesine bağlı olarak günlük, mevsimlik ve on yıllık bir model izlerler. Kıtasal yerkabuğunun stabil bölgelerinde, örneğin sismik olarak aktif olmayan bölgelerde, bu kuvvetlerin etkisi süptil olabilir ve ayırt edilmesi zordur. Ancak, sismik olarak aktif bölgelerde, bunların etkileri depremleri tetikleme kapasitelerinde çarpıcı şekilde görülebilir. Bu tetikleme, indüklenmiş kuvvetler yerel tektonik gerilim vektörleri ile çakıştığı zaman ve bazı faylardaki kayalar önceden kırılma noktasına yakın gerilimde olduğu zaman gerçekleşir. Bu koşullar altında indüklenmiş kuvvetler sıklıkla sistemi “çılgınlığa” itmek ve depremleri tetiklemek için yeterlidir. Tüm dünyada sismik modellerde gözlenen günlük, mevsimlik ve on yıllık değişkenlikler muhtemelen güneşten bize gelen bu kuvvetlerin en çarpıcı ifadesidir.

İndüklenmiş kuvvetlerin dikkate değer etkilerinden biri, derinlerdeki kayaları, büyük miktarda oldukça yüksek hareketli elektronik yük taşıyıcılar salıverdikleri noktaya kadar gerebilmeleridir. Pozitif delikler adı verilen bu yük taşıyıcılar kayaların üzerinde kilometrelerce yayılabilir ve Yerküre’nin yüzeyine çıkabilirler. Yerkürenin yüzeyinde çok fazla, mikroskobik olarak kısa – menzilli elektrik alanları oluştururlar. Bu alanlar yeterince yüksek değerlere ulaştıklarında hava moleküllerini iyonlaştırırlar, hava pozitif iyonlarla dolmaya başlar. Tıp topluluğu on yıllardır pozitif havada taşınan iyonların insanın ruhsal halini ve aktivitesini artırdığını bilmektedir.

Güneş ve insanın uyarılabilirliği arasındaki etkileşim  

Daha önce de belirtildiği gibi, güneş patlamaları sadece küresel iklim modelleri ile ilişkili değildir, ayrıca insan sosyal aktivitesi ile de ilişkilidir.

A.L. Tchijevsky (1897-1964)

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Rus Astronomi ve Biyolojik Fizik profesörü A.L. Tchijevsky, 1916 – 17 güneş lekesi zirve periyodu sırasında, güneş patlamalarını ciddi savaşların takip ettiğini fark etti. İnsanın davranışının güneş fiziğiyle bağlantısı ilgisini çekince, “Kitlesel İnsan Uyarılabilirliğinin İndeksi”ni düzenledi. Korelasyonlarını ifade etmek üzere veri tabanı sağlamak için MÖ 500 – MS 1922 tarihleri arasında 72 ülkenin tarihini derledi. En önemli olayları değerlendirdikten sonra, Tchijevsky en önemli insan olaylarının %80’inin maksimum güneş lekesi aktivitesi sırasında gerçekleştiğini buldu.  

Yerküreye ait olaylarla güneş bağlantısı o zamandan bu yana bilim adamları tarafından incelenmektedir, ancak odağın çoğu güneşin kendisine ve güneş döngüsünün iklim, hava durumu, ziraat, mal borsası ve insana ait olmayan diğer fenomenlere etkisi üzerinde oldu.

Veriler incelendiği zaman, güneş – jeomanyetik aktivite en hızlı şekilde değiştiği ve solar döngünün yükselişinde veya inişinde olduğu zaman, güneş lekeleri göreli olarak hızla arttığı veya azaldığı zaman, insanın ruhsal halini, davranış kalıplarını, yaratıcılığını ve tarihi trendlerini en yüksek etkileme potansiyeline sahip olduğu görülüyor.  

Tarih boyunca, Mısır, Hopi, Kadim Hindistan, Maya, Aztek ve Çin gibi kültürler, kollektif davranışlarının güneş tarafından etkilenebileceğine inandılar. Ünlü psişik Edgar Cayce gibi görürler, birlikte meditasyon yapan insanların güneş aktivitesini etkileyebileceğini ve bu tür meditasyonların daha barış dolu bir gelecek oluşturmaya ve bireysel ve kollektif gerilimi azaltmaya yardımcı olabileceğini iddia ettiler. Bu niyetle sürekli olarak daha fazla sayıda gruplar oluşmaktadır. Onlar dua, meditasyonlar ve kollektif niyetlerin zamanla bilinci yükseltmeye ve bütün gezegen için pozitif sonuçları kolaylaştırmaya yardımcı olabileceğine inanıyorlar. Bu özellikle artan “insan uyarılabilirliği” zamanlarıyla bağıntılıdır ve bundan dolayı güneş aktivitesinin artışı sırasında gerçekleşen enerji akışlarından kaynaklanan artan yaratıcılık ve fırsat mevcuttur.

Bunun kanıtı güneş aktivitesi ve insan yaratıcılığındaki salınımlar arasındaki ilişkiyi inceleyen Suitbert Ertel’in gerçekleştirdiği tarihsel bir araştırmadan sağlanmaktadır (Güneş aktivitesi ile ilişkili yaratıcılık patlamaları – 1997). Zaman serileri analizini kullanarak bilim ve sanatlarda gelişme periyotlarını ve artan yaratıcılık yıllarını inceledi (örneğin, resim, şiir ve roman). Sonuçlar artan güneş aktivitesi sırasında, insan yaratıcı aktivitesinin zirveye ulaştığını açıkça gösteriyor. Tchijevsky, güneş ve yerkürenin radyasyonu ile yayılan enerji miktarı en fazla olduğu zaman, insanın sinir sistemindeki etkisinin en fazla olduğu gerçeği ile bu gözleme katkıda bulunuyor.  

Bundan sonraki 4 – 6 yılda artacak olan bir sonraki Solar Döngü 24’ün başlangıcındayız. Gezegenle interaktif etkisi olan herhangi yeni enerjisel döngülerle ilişkili olan iyimser ve korkuya dayalı yansıtmalar her zaman vardır. Ancak, gezegende artan ışık ve ahenk yeni seçimleri ve enerji akışlarına tepkimizi değiştirme gücünü kolaylaştırıyor. Küresel bilinç değişimi bununla ilgilidir: kalbe – dayalı seçimleri yapma şansı, sonra sorumluluğu üstlenme ve şeyleri farklı yapma ve daha fazla bilinç, saygı, sevgi ve şefkat ile karşılık verme. Gezegende – güneş aktivitesi ve diğer enerjisel etkiler gibi - enerji akışı olduğu her seferinde aynı eski gerilim üreten “oyunları” tekrarlama ve yaratma eğilimine son vermenin zamanıdır, bu insanlığın aktif zeka ve kalbe – dayalı yaşamanın sonraki boyutuna spiral yükselişine yardım eden yararlar ve yaratıcı fırsatlar getirebilir.  

Daha fazla sayıda insan, solar ve evrensel enerji akımlarının doğal döngünün parçası olduğunu kavrıyor. Onların etkileri, onlara nasıl karşılık vermeyi seçtiğimize bağlıdır. Bu akımların insanlığa büyük katkısı olabilir. Yine de insanlar kendi enerjilerinin sorumluluğunu ve bu yaratıcı enerji akışını birbirimizle ve Dünya Ana ile daha derin bağlantılar ve daha özenli etkileşimler yaratmak için kullanmayı seçmenin sorumluluğunu üstlenmeli. 

1. Tüm canlı varlıklar birbirine bağlıdır ve birbirimizle biyolojik ve elektromanyetik alanlar vasıtasıyla iletişim kurarız.

2. Bu tür enerjisel alanlardan sadece insanlar etkilenmez, tersine Yerkürenin enerji sistemleri de kolektif insan duygularından ve bilincinden etkilenir. Gezegensel alan ortamının çoğu sakinlerinin kolektif bilincinden oluşmuştur.

3. Kalp – uyumlu özen, sevgi, şefkat ve takdir hallerini niyetle yaratan çok sayıda insan, şu andaki gezegensel gerilim, uyumsuzluk ve ahenksizlik dalgasını dengelemeye yardımcı olabilecek tutarlı durağan bir dalga üretir. 

Küresel bilinç değişiminde önemli bir faktör, yeterince insanın kendi enerjilerinden, hislerinden ve eylemlerinden daha fazla sorumlu olma gereksinimini kavramasıdır. Kendi içinde ve Dünya ile denge oluşturmak her insanın sorumluluğudur. Bu şekilde bu geçiş ve bilinç yükselmesi küresel ortamda da yansıtılır. Bu da, insan varlıklar ve Yerkürenin enerji sistemleri arasında karşılıklı faydalı geri besleme döngüsü yaratır.

Uyumluluğumuzu artırmak için meditasyonlarla birlikte, zihinsel ve duygusal sistemlerimizi dengelemek ve idare etmek için kalbimizin zekasını kullanmak kişisel frekansımızı yükseltir ve bizi güneş aktivitesinin bu sonraki döngüsüyle gelebilecek olan yaratıcı fırsatlara ve faydalara enerjisel olarak hizalar. Daha fazla sayıda insan ister spiritüel, astrolojik, solar, çevresel veya ister sosyal olsun, yeni enerji akımlarıyla nasıl etkileşileceğinin seçimine sahip olduklarının farkında varıyor.

 

 

VAN REZALETİ

UTANDIRAN YARDIMLAR

YARDIM TIR'INI BÖYLE YAĞMALADILAR

 

Van'da 7.2 büyüklüğündeki depremin yaraları sarılmaya çalışılırken, vatandaşlara, ülkenin çeşitli yerlerinden gönderilen yardım malzemelerinin dağıtımında, talan görüntülerine bir yenisi eklendi. Altıntepe Mahallesi'ne, Beşiktaş Belediyesi tarafından gönderilen bir TIR dolusu malzeme, beş dakika içinde talan edildi. Yaşanan can pazarına tanık olan bazı mahalle sakinleri, "Bu talanı yapanın ihtiyaçları yok. Bunlar Vanlı olamaz. Adımızı kirletmesinler" dedi. Depremin hemen ardından Beşiktaş Belediyesi tarafından Van'a gönderilen bir TIR dolusu malzemeyi Altıntepe Mahallesi'ne, bugün, öğlen saatlerinde götüren görevliler, iddiaya göre, bıçaklı bir kişi tarafından girişte tehdit edildi. Malzemeleri, önceden belirlenen adreslere götüreceğini söyleyen görevliler, yaklaşık 200 kişilik kalabalığın TIR kasasındaki eşyalara akın etmesiyle zor anlar yaşadı. Turaç TOP-Mücahit BEKTAŞ-DHA

 

Gelen yardımlar !

Ermenistan'dan Türkiye'ye deprem yardımı

 

Yardımda dağıtım rezaleti

Türkiye bu rezaleti canlı izledi!

 

MAHKEME BAŞLADI

Büyük depremden 6 altı ay önce meydana gelen sarsıntılar hakkında değişik ve doğru olmayan bilgi veren 7 bilim adamı 6 Nisan 2009 senesinde 308 kişinin ölümüyle biten depremi bilemedikleri için mahkeme önüne sevkedildiler.. Davanın 1 Ekim günü devam edeceği bildirildi.

Yüz kere yazdım ve gene 38 seneden beri iddia ettiğimi burada gene yazacağım.. Yer bilimciler ve sismologlar ''deprem ön sinyallerinden'' anlamazlar.. Çünkü deprem ön sinyalleri başka bilim dallarını da kapsar (meteoroloji gibi) ve jeologlar ile jeofizikçiler o bilim dallarından anlamazlar ve doğal olarak ellerinin tersiyle iterler...

MAHKEME BAŞLIYOR !

Ölenlerin akrabaları depremi önceden haber veremediler diye bilim adamlarından 43 milyon sterlin talep ediyorlar. Savcı ise 15 sene hapis istemiyle 7 bilim adamını ceza mahkemesinde yargılamaya başladı. İngilizce haber

Dünyanın en komik veya trajiko-komik mahkemesi bugün Roma da başlıyor. Bütün dünya ''depremler tahmin edilemez'' diye bağırırken, bizlere 'İSEP'' sübvansyon vermemek için savaşan sismologlar 5200 adet imza toplayarak, ''depremi neden haber vermedin ?'' diyebilen savcılara karşı birleştiler.

Şimdi savcılar mı haklı ? Aslında bu mahkeme bizim çok işimize geliyor. Savcıların cehaleti, başka bir uyduda yaşamış olmaları belki de istemeyerek ''depremleri tahmin edebilmek için, ön sinyalleri iyice araştırmak'' lazım geldiği ortaya çıkacak..

Dünya tarihinde ilk kez bir sismolog depremi tahmin edemedi diye mahkamaye çıkarılıyor.. Suçlu gibi.. Tabii ki beraat edecektir. Aksisi beni çok şaşırtır..

Enzo Boschi, İtalyan Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü başkanı kasıtsız adam öldürmek suçundan yargılanacak.

USGS ve bazı ABD li bilimadamları böyle bir davanın gerçekçi olamayacağını belirttiler. Enzo Boschi ve 6 bilirkişi mahkeme önünde neden dpremi önceden haber veremedikleri için hesap verecekler.

Prof Dr John Vidal, Washington Üniversitesi yer bilimcisi ve USGS temsilcisi bu mahkemenin ''inanılmaz derecede saçma'' olduğunu ileri sürdüler. Dünyadaki bilim adamları, başta yer bilimciler olmak üzere hemen hemen bütün sismologlar mahkemenin sonucunu merak ediyorlar.

İşte resmi haber T24

Bilimadamları, iki yıl aşkın süre önce l'Aquila kentinde meydana gelen yıkıcı depremin 309 kurbanının ölümüne sebebiyet vermekle suçlanıyor. Nisan 2009 tarihinde l'Aquila'da can kaybına ve büyük hasara yol açan 6.3 büyüklüğündeki deprem, daha önceki haftalarda kentte hissedilen bir dizi güçlü öncü sarsıntıyı izlemişti. BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Savcılık makamı, bilimadamlarını bu öncü sarsıntıların taşıdığı risk faktörünü kamuoyuna duyurmamakla ve halkı yanlış yönlendirmekle suçluyor. Davanın sanıkları arasında bilimadamlarının yanısıra l'Aquila kentinin eski bir üst düzey yöneticisi de var. Bilimadamlarının avukatları mahkemede büyük depremleri önceden tahmin etmenin bir yolu olmadığını savunacak.


Hapis cezası

Doğal afetlere hazırlık konusunda bilim çevrelerinin ve hükümet yetkililerinin üzerine düşen sorumluluğu tartışmaya açan dava, sadece İtalya'da değil dünya çapında büyük ilgi uyandırdı. Sanıklara destek amacıyıla bilim dünyasından 5 bini aşkın kişinin imzasını taşıyan bir dilekçe, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano'ya sunuldu. Yargılanan bilimadamları, olası büyük bir depremin etkilerini değerlendirmek için oluşturulan hükümete bağlı bir komisyonun üyesiydi.

Bilimadamları, önceki günlerdeki sarsıntıların daha büyük bir depremin önünü tıkayarak iyiye işaret olduğunu söylemekle suçlanıyor. Kamuoyunda yanlış bir güven duygusunun yaratıldığını iddia eden savcılık, büyük depremin vurduğu gece bilimadamlarının tavsiyesi doğrultusunda evinde oturan çok sayıda kişinin ya yaralandığını ya da öldüğünü, sokakta kalmayı tercih edenlerinse sağ kurtulduğunu söylüyor.

Mahkeme yargıcının suçlu olduklarına hükmetmesi halinde, İtalya'nın önde gelen altı jeofizik uzmanı 15 yıla dek varan hapis cezalarına çarptırılabilir.

26 Mayıs saat 16.40

ÇILGIN SAVCI ! Mahkeme 20 Eylül de

İTALYAN SAVCISI 2009 SENESİNDE İTALYA NIN AQUİLA KASABASINDA MEYDANA GELEN VE 300 KİŞİDEN FAZLA KİŞİNİN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN DEPREMDE BİLİMADAMLARINI DEPREMİ ÖNCEDEN HABER VERMEDİKLERİ İÇİN SUÇLU BULDU.

DÜNYADA BİR İLK !
Avukatlar, bugün daha depremi tahmin edebilecek hiçbir cihaz ve çalışmanın olmadığını belirtmelerine rağmen savcı, Aquila şehrinde aylardan beri öncü depremlerin meydana geldiğini ancak yer bilimcilerin vazifelerini yapmadıklarını belirtti. Savcı Giuseppe Romano Gargarella 2010 senesinde deprem yerine 7 uzman göndermiş ve kendilerinden rapor beklemişti.

Uzmanlar bu raporda belirli, belirsiz ve birbirine tutmayan kayıtlat yazdıkları için, savcı bilim adamlarının görevlerini yerine getiremediklerine kannat getirmiş.

'Sizin bilmeniz lazımdı büyük bir depremin geleceğini'' !! ...Bu karar herhalde önümüzdeki saat ve günlerde bütün dünyada konuşulacaktır.

Düşünebiliyormusunuz ? Eğer her mahkeme yer bilimcilerini her deprem sonrası suçlu bulursa dünyada sokakta yer bilimci kalmaz. Böle saçma bir karar olabilir
mi ? Depremler bugün sağlıklı bir şekilde tahmin edilemiyor.. Zaten böyle bir sistem yok... Hakimin dayandığı argümanlar çok basit.. Raporu beğenmemiş. Olabilir ama bir karar verdiği zaman, uzmanı olmadığı hatta hiç anlamadığı bir konu hakkında bilgi toplaması lazımdı.. Bugün hangi sismolog depremi önceden tahmin etmiş ? Bizler bile ya yerinde hata yapıyoruz, ya kuvvetinde ya da zamanında. Yer bilimcilerden çok daha fazla bilgiye sahip olmamıza rağmen. Bu karar yalnıştır ve hiçbir anlamı yoktur.

'BÜYÜK DEPREM OLMAYACAK' DEMİŞLERDİ
burayı tıklayın

Niye depremi bilemediniz davası açtılar
burayı tıklayın

Kimler yargılanacak ?

Franco Barberi, Deputy Chairman of the Great Commission risks;
Bernardo De Bernardinis, deputy head of engineering for the Department of Civil Protection,
Enzo Boschi, president of the INGV;
Giulio Selvaggi, director of the National Center earthquakes,
Gian Michele Calvi, director of Eucentre CASE and project manager,
Claudio Eva, professor of physics at the University of Genoa,
Mauro Dolce, director of the seismic risk of civil protection.

Italian scientists arrested over deadly quake burayı tıklayın

Scientists face trial over earthquake deaths clıck here

Romalılara şehri boşalttıran kehanet!

1915 de yapılan bir tahminde 11 Mayıs 2011 de Roma nın bir depremle mahvolacağı üzerine...

 

Sokaklar boşaltıldı.. Dükkanlar kapanıyor.



30 yıl önce ölen Sismolog Raffaele Bendandi’nin Roma’da 11 Mayıs 2011 tarihinde büyük bir deprem olacağı kehanetinde bulunduğu haberleri, şehirde büyük paniğe ve endişeye neden oluyor.

Aileler çocuklarını okula göndermezken, birçok Romalı günü şehir dışında geçirmeyi tercih ediyor. Birçok çalışan da işyelerinden izin aldı. Roma gazeteleri ise, deprem anında yapılacaklarla ilgili özel ekler yayınlıyor. Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları ise paniğin daha büyümesine yardım ediyor.

Alaylı bir sismolog olan Bendandi, 13 Ocak 1914 tarihinde Marsica’da deprem kehanetinde bulunmuş ve söylediği tarihte gerçekleşen deprem Marsica’yı yıkıp 13 bin kişinin ölümüne yol açınca, bir anda üne kavuşmuştu. 1979 yılında ölünceye kadar İtalya’daki birkaç deprem hakkında kehanetlerinin yakın çıkmasıyla ünlendi. 1923 yılında, sonraki yıl 2 Ocak’ta orta İtalya’da deprem olacak kehanetinde bulunmuş ve bu kehaneti sadece 2 gün sapmayla gerçekleşmişti. Faşizm döneminde Mussoloni kahin sismologa şövalye ünvanı vermişti.

Bendandi, 2011 yılında da büyük bir deprem kehanetinde bulunduğu ancak yer belirtmediği kaydediliyor. Ancak Facebook ve Twitter üzerinden hızla yayılan dedikodular ise tarihi 11 Mayıs 2011 ve mekanı da Roma olarak belirtince, Roma’da insanlar büyük korkuya kapıldı. Bazı medya organları ise kahin sismologun Japonya depremini kastetmiş olabileceğine dikkat çekiyor.

Mektepli gerçek sismologlar ise Bendandi etrafındaki fırtınaya tepki gösteriyor. İtalya Ulusal Deprem ve Yanardağ Enstitüsünden sismolog Alessandro Amato, ‘’Bugün Roma’da deprem olacak demek için hiçbir kanıt yok. Bizi arayan yüzlerce kişiye de bunu söyledik. Bugün de ülke genelinde 30 kadar sarsıntı olabilir ama bu zaten bizim normalimiz. Bilimsel olarak depremi önceden bilemez, kehanette bulunamazsınız.’’ dedi.

İtalya’da 20 milyon kişi deprem riski yüksek fay hatları civarında yaşıyor. İtalya ayrıca halen aktif durumdaki yanardağları da olan bir ülke.

ARADAN TAM 1 YIL GEÇTİ...

KONUŞULMAYANLAR !

BÜYÜK HAİTİ DEPREMİ

Haiti depremi esnasında Port au Prince de bulunan  Dan Wolley in resimleri ve çektiği video...

Küba nın hemen güneydoğusunda yer alan ve dünyanın en fakir ülkelerinden birisi olan Haiti de 2010 senesinin Ocak ayında meydana gelen depremden 1 yıl sonra sefalet sürüyor. Dünyanın dört bir tarafından gelen yardımların büyük bir kısmına ABD el koydu. Hastalık yüzünden binlerce insan hayatını kaybetti.. Medecins en Frontieres ( Fransız) ve birçok ülkenin kızılayı ülkeye kavuşamadılar.. Yani içeriye sokulamadılar. Bu konuda yüzlerce makaleler yazıldı dünyanın dört bir yanında.. Komplo teorileri havalarda uçuştu.

Mağazalar yağma edildi, polisler öldürdü ve öldürüldü, cinayetler işlendi. Açlıktan çocuklar, yaşlılar hayatlarını kaybettiler.. Adada yiyecek yok gibi. 200 000 kişi hayatlarını kaybettiler. Sefalet tam 1 yıl sonra devam ediyor.

Burası Afrika nın mağdur köşesi değil.

Dünyayı kovboy gibi idare eden ABD nin komşusu... Haiti !

İnsanlık utansın.

En büyük iddia.. Deprem ''shallow'' idi yani 'sığ'.. Nasıl mı ? Depremden sonra sısmologların açıklaması ilginç.. Depremin etkisi en fazla yer yüzünde hissedildi, aynı Kobe depremi gibi. O da aynen 7.2 kuvvetinde olmuştu... Artık dilim varmıyor.. Tek bir kelime ile Kocaeli depremi gibi...

'Deprem silahı' adı verilmiş bu yukardan tetikli elektromanyetik güçlü derpemlere. 1995 de Japonya cezalandırılmış, Katrina kasırgası New Orleans a bilinçli bir şekilde yönlendirilmiş, ( Oraya şahsen gittim, zencilerin çoğunluk olduğu, ayakkabısız gezip 1 dolara Mc Donald yenildiği bir bölge)

1,5 milyon insan tam 1 yıl sonra evsiz ve yemek yiyebilmek için kuyruk bekliyor

1 milyon 300 bin kişi hala evlerine dönemiyorlar...

300 000 kişi sakat kaldı ama basın bu haberleri yazmaktan kaçıyor.

Haiti: Kolera ve Seçim Hileleri Arasında

burayı tıklayın

 

Resim Hürriyet gazetesi..

Haiti depreminin birinci yıldönümünde yaralar henüz sarılamamışken ülkede bu kez de bir insanlık depremi yaşanıyor. Uluslararası Af Örgütü'nün yayımladığı bir rapora göre kadın ve genç kızlara yönelik tecavüz olaylarının acı verici boyutunu ortaya koydu. Rapora göre deprem kamplarında 11 yaşındaki çocuklara bile tecavüz ediliyor.

Haiti’de bir yıl önce meydana gelen depremin ardından yaşanan vahşet en çok kadınları etkiledi. Yoksul ülke Haiti’de 12 Ocak 2010’da meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremde, 230 binden fazla insan hayatını kaybetmiş 2 milyondan fazla kişi de evsiz kalmıştı. Halen 1 milyondan fazla Haitili 1200 ayrı kampta yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Kadınlar susturuluyor

Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı rapor, depremden sonra kurulan kamplardaki kaos ortamında gerçekleşen tecavüzlerin sonuçlarını ortaya koydu. Depremden iki hafta önce eşini kaybeden ve sarsıntıda evi yerle bir olan Guerline’nin küçük kızı da bu vahşetin kurbanlarından biri. Uluslararası Af Örgütü’nden araştırmacıların konuştuğu Guerline, “Kızıma 4 erkek birden tecavüz etti. Daha 13 yaşındaydı. Polise şikayet edersem beni vurup öldüreceklerini söylediler, korktum. Yaşayabileceğim güvenli bir yer yoktu, ben de sessiz kaldım” dedi. Kendisi de aynı gün tecavüze uğrayan Guerline de raporda yer alan diğer kadınlar gibi tanınmamak için bir kod adı kullandı. Başkent Port a Prens’teki kampta kalan Guerline ve kızının yanı sıra 50’den fazla kadın tecavüze uğradığını söyledi. 

Karakolun önünde tecavüz     

Af Örgütü’nün raporuna göre, tecavüze veya cinsel şiddete uğrayan kadınlara yardım etmek için çok az çaba gösterildi. Rapora göre, kamplardaki ve civarındaki güvenlik zafiyeti, kadınların şiddete uğramasındaki en büyük faktör. Kamptaki Myriam, 11 yaşında tecavüze uğradığını söyledi. Marie isimli kadın da polis merkezinin hemen önünde saldırıya uğradığını ifade etti. 

Çocuklarımın önünde tecavüze uğradım

Suzie de çocuklarının önünde bir çetenin tecavüzüne uğradığını belirterek “Tek yapabileceğim kiliseye gidip dua etmekti” diye ekledi. Bir araştırmaya göre, depremden sonraki 5 ay içerisinde 250’den fazla tecavüz vakası tespit edildi ancak Af Örgütü bunun buzdağının görünen yüzü olduğunu düşünüyor.

Makale Hürriyet gazetesi

Biraz resimlere bakalım.

Gidemeyen yardımlar !!!

Venezuella Cumhurbaşkanı Hugo Chavez

 

ABD DEPREM VE KASIRGA YAPIYOR.. SUÇLU HAARP !

İddiayı gösteren haberin orijinali için burayı tıklayınız

Dünyayı felakete sürükleyen HAARP ın websitesi

Haiti'yi depremden sonra kolera çarptı

 

T24 - 250 binden fazla insanın öldüğü depremden sonra, Haiti şimdi kolerayla uğraşıyor. 194 kişi öldü, 2364 kişi hastalığa yakalandı. 

Yetkililer, hastalığın, başkent Port-au-Prince'te yüz binlerce depremzedenin yaşadığı kamplara yayılmasından endişe ettiklerini belirtti.

Haiti'de geçen 12 Ocakta meydana gelen şiddetli depremden önce uzun süre kolera salgını görülmemişti. Ülkede meydana gelen 7,0 büyüklüğündeki depremde 250 binden fazla kişi ölmüş, 1,5 milyon kişi evsiz kalmıştı. Uzmanlar, daha önce salgının geçici kamplarda yaşayanlar arasında yayılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Salgına yakalanan kişilerde, ishal, yüksek ateş ve kusma şikayetleri görüldüğü belirtildi.

Kolera, temiz olmayan su ve yiyeceklerden geçen bakterinin yol açtığı bir bağırsak enfeksiyonu.

Tedavi edilmemesi halinde öldürücü olan hastalık, serum ve antibiyotikle kolayca tedavi edilebiliyor.

Hastanelerde yer kalmadı

Dr. Thimote, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, şimdiye kadar 15 örnek üzerinde yapılan tahlillerden 13'ünün kolera izlenimi verdiğini söyledi.

Sağlık Bakanı Alex Larsen de bunun kolera salgını olduğuna inandığını açıkladı.

Dr. Thimote, yerel hastanelerde yer kalmadığı için hastaların koridorlarda tedavi edildiğini açıkladı.

SIRADA İRAN MI VAR ?

Evet lojik olarak bu soruyu sormamız gerekiyor kendi kendimize.Sırada İran mı var ? Zaten ülke aylardan beri 5 küsür kuvvetle sallanıyor.. ABD ye baş kaldırıyor.. Chavez'in 'Haiti' iddiasına Rus desteği Haiti'de büyük bir trajedi yaşanmasına neden olan korkunç depremden sonra, Venezuela lideri Hugo Chavez'in dile getirdiği iddia, Rusya Kuzey filoları tarafından hazırlanan bir raporla desteklendi.

Chavez'in 'Haiti' iddiasına Rus desteği


Haiti'de büyük bir trajedi yaşanmasına neden olan korkunç depremden sonra, Venezuela lideri Hugo Chavez'in dile getirdiği iddia, Rusya Kuzey filoları tarafından hazırlanan bir raporla desteklendi.


Rapora göre, Haiti'deki depreme, ABD donanmasının İran'a karşı kullanılmak üzere geliştirdiği bir nükleer silah testi neden oldu.

Raporu gündeme getiren Venezuela'nın Vive TV internet sitesi, ABD donanmasının 'deprem silahı' olarak nitelenen bir silahı İran'a karşı kullanılmak üzere Karayipler'de test ettiğini, ancak bir şeylerin 'korkunç şekilde yanlış gittiğini" ve "bir felakete yol açtığını" kaydetti.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez de geçtiğimiz günlerde benzer bir iddiayı gündeme getirmiş ama kimse dikkate almamıştı.

Rusya Kuzey Filosu komutanlığı raporu resmi kaynaklar tarafından teyit edilmemesine rağmen, ABD ve Rusya medyası, iddialara geniş yer veriyor.

Russia Today, Moskova'nın da benzer silahlara sahip olduğunu ve bu silahları kullanıldığını savundu ve 2002 yılında, bir Gürcü parti liderinin, Moskova'yı Gürcistan'daki depremi tetiklemekle suçladığı hatırlatıldı.

Vive TV, ABD'nin Pasifik Okyanusu'nda yaptığı benzer bir silah testinin, Kaliforniya'da bu ay başında meydana gelen 6,5 büyüklüğünde bir başka depremin nedeni olduğunu da öne sürdü.

Venezuella haber sitesi, raporun, ABD ordusunun test sonuçları ve neden olabileceği hasar konusunda "herşeyi bildiğini" kaydettiğini de ifade etti. Hatta, ABD askerinin adadaki kurtarma çabaları için yapılabilecekler üzerine hazırlık yaptığı da iddia edildi.

Testlerin, ABD'nin 'High Frequency Active Auroral Research Program (HAARP), adı verilen, ve birçok doğal afetle ilişkisi olduğu öne sürülen silah araştırmaları programı kapsamında yapıldığı belirtiliyor.

"TESLA ve HAARP"

İddialar 1970'de ABD'nin 'Tesla Elektromanyetik Cihazı' kullanmaya başladığını açıklamasından bu yana farklı doğal afetler için gündeme gelmişti. 
Rusya, Afganistan'da Mart 2002'deki 7.2lik yıkıcı depremi tetiklemek için bu cihazı kullandığı gerekçesiyle ABD ordusunu suçlamıştı.

1990'ların ortalarında Rusya Devlet Duması HAARP hakkında 90 milletvekili tarafından imzalanan bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, ABD'nin "yüksek frekanslı radyo dalgaları ile dünya coğrafyasını etkileyebilecek yeni bir silah meydana getirme peşinde" olduğu ifade edildi.

1997 yılında, ABD Savunma Bakanı William Cohen de bu faaliyetler hakkındaki endişelerini dile getirdi, "elektromanyetik dalgaların kullanımı yoluyla iklimlerin değişebileceği, depremlerin ve yanardağ patlamalarının tetiklenebileceği" uyarısında bulundu.

ABD hükümeti ise, HAARP'ın sadece bir 'iletişim ve gözetleme teknolojisi' geliştirme programı olduğunda ısrar ediyır.

17 Ağustos 1999'daki Gölcük depreminden sonra da gündeme gelen "Tesla Makinesi", ABD tarafından ünlü mucit Nikolas Tesla'nın 1900'lerde yaptığı bir makineden yola çıkılarak geliştirildi. Tesla'nın, "elektro manyetik dalgalarla" yeraltındaki enerjiyi boşalttığı iddia ediliyor. (Dünyabülteni)

HABER

Haiti’deki korkunç depremden sonra, Devlet Başkanı Rene Preval’in, 3500 Amerikan askerinin asayişi sağlamak üzere BM ve Haiti güçlerine yardımcı olacağını açıklaması üzerine başlayan tartışmaları takip etmişsinizdir. Başkan 3500 diyor, ama 12 bini geçmesi bekleniyor. Havaalanları ABD kontrolünde, diğer ülkelere yardım için bile geçiş verilmiyor. Adeta Haiti “gizlice işgâl ediliyor”!.. KAYNAK Açık istihbarat...

Bir araştırmacı (okuyucunun yazısı) kaynak;SDN Shiftdeletenet.

HAARP adında kitabı tam 2 kez okudum. Mutlaka bulup okumanızı tavsiye ederim. Ben arkadaşıma göndermek için aradım ama hiçbir yerde bulamadım. Önüme gelen herkese söylüyorum da .. Akıl almaz bir olay nasıl Gerçekleştiriliyor - ve bizlerin kili bile duymuyor anlam veremedim.

Kitapta da adı geçen TESLA makinesinin kurulumu ile Dışarıdan, Türkiyenin ve benzeri yerlerin jeolojik konumunu ele almayı amaç edinmiş adamlar .. Ve bir 17 Ağustos ta askeriyede yapılan büyük kokteyl Daveti ile ortak oldular büyük. O gece kendi adamları-askerlerini de kaybettiler ...

Zarar vermeyeceğini düşündükleri proje Asrın felaketine döndü. Kitabı okuduktan sonra feci şaşkındım ve benimde askeri çevremden araştırdığım tüm bu anlatılanları doğruluyordu. Marmara olayını artık deprem olarak kesinlikle düşünemiyorum.

Marmara depremi 17 Ağustos 1999, Gölcük Saatler gecenin üçüydü ve insanlar kendilerini evlerinden dışarıya atarken sanki bir kıyameti yaşıyor gibiydiler havliyle olabilir. Ali Kırcanın yönettiği Siyaset Meydanında enkazdan kurtarılan bir bayan şunları söylüyordu O gece ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki bu, Depremden Farklı bir Seydi. Bir iddiaya göre Depremden hemen önce Gölcükten Avcılar a kadar geniş bir alanda görülen ateş topu ile ilgili bilimsel bir açıklama yapılamıyordu.

Birtakım teoriler ortaya atılmaya başlandı. Kimine göre Ruslar bomba patlatmıştı. Kimine göre de Yugoslavyada yaratılan bombaların yer kabuğunun dengesini bozması sebebiyle depremin gerçekleştiğini söylüyordu.

Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilim adamı mucit Nicola Tesla tarafından geliştirilen bu düşük Frekanslı Elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek amacıyla üzerinde Çalıştığı bu Projeyi, bir yandan da barışçı deprem indirgeme sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayı ve fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje önce Avustralyanın çıplak ve seyrek nüfuslu Kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi sıra ..

Değişik zamanlarda Kafkaslar da, Okyanus tabanında ve Güney Amerikadaki Ant Dağlarında tektonik Uyarılar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adımlar atıldı .. Bu araştırmalar Amerika da HAARP ve diğer askeri tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada, Türkiye, Japonya ve benzeri deprem bölgelerinde de Sismik Ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine Devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Ve gün geldi bu sistem Türkiyede denenmek istendi.

Bölge zaten yılardır bu amaçla sismik casusluk altındaydı. Nitekim gelişmeleri dikkatle takip edenler, Depremden hemen sonra Türk Telekom un Türkiyenin sismik bilgilerini pentagona ileten NATO Üssünün iletişimini nasıl kestiğini ufak puntolarla gazetelere düşen haberlerden hatırlayacaklardır. ABDni nasıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları, San Andreas fay hattına uygulamaktı.

Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından, Yürütme işi İsrailli uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük üssüne getirilerek oradaki, yeraltı, Denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan detay bazda haberdar değildi.

Deney başarılı olacağından sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu fark etmeyecekti. Bu amaçla Gece şahini Tatbikatı nın Gece 03:00 da başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00 da düğmeye basılacak ve Gece şahini devreye alınacaktı. 1-2 dakika içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmaranın altındaki tektonik tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır Oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı. Ama o gece bir şeyler yanlış gitti Doğa kendini yönetmek isteyenlerden bir kez daha intikam almıştı. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10,000 kat üstünde bir güçle gelmişti ... Zayıflayan ve titreyen elektrikler geri geldiğinde, gece saat 03:05 i gösteriyordu. Daha bir kaç dakika öncesine kadar korunağın içinde Şampanya patlatmayı Bekleyenler, şimdi korkudan buz gibi Donmuş, hareketsiz ayakta duruyorlardı.

Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk çocuk, o enkazın altında veya çekişiyor olabilir Cansız yatıyordu. Bu tarihin en büyük felaketiydi hem de insan eliyle yaratılan ... İşte o andan sonra çantalardan çıkan Q planı çalışmaya başladı. Ilk önce Bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi Felç edildi. Kimsenin birbiriyle Haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi Sabahleyin benim de telefonum kesikti şeklinde garip bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı ve başbakan şaşkındı. Saatlerce Üzgünüz bile diyemediler. 4 dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve Birleşik Devletler Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu. O anda İsrail de Ben Gurion un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha Komutanlığı tüm birlikler DEFCON-4 acil bağlı deki durumuna geçirildi.

Amerikan 6 nci filosuna bağlı gemiler de rotalarını İstanbula çevirmek için Pentagondan emir aldılar. Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin LİDERLERİ de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu. Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Her şey kontrol altındaydı ve Koordinasyon bir tek Türkiye dışında. İsrailli askerler ve üst düzey subaylar o gece Gölcükte ne arıyorlardı. Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslararası bir kimliği yoktu. Bunun Nedenini şimdi daha iyi anlıyoruz.

Hiç kimse bugüne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan, ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin olduğu, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin olduğunu ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu. Herkese verdikleri imaj ise oraya biz yardım için geldikleriydi. Hemen bir hastane kurdular. Esas Amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeyi çıkartarak götürmekti. Biz de Bak şu İsraile helal olsun, hemen yardımımıza koştu diyerek sevindik. Sabah saat 03.05 ile 06.30 arasında Batıda bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli askeri hareketlilik hakimdi.

Ancak herkes kendi derdine düşmüş oldu&ampethundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu. Böylece bu işi planlayanlar gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları yüzeye vuran Tesla makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve yerüstündeki tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla gelen Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30 da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tekbir cisim bile kalmamıştı.

Deniz altında Oluşan Radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen Denizaltı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirelin bölgeye gitmesine izin veriliyordu. Amerika tüm imkânlarını seferber etti. Clinton Amerikan halkından Türkiyeye yardım etmesini istedi.

Kasım da Türkiyeye geleceğini ilan edip, Ecevit in de bu arada Amerika ya (belki de binlerce şehidin diyetini konuşmaya) kendini ziyarete geleceğini haber verdi. Ilk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı ile veda etti Osman Durmuşun yabancılara tek bir hasta bile vermem demesini, ABD Deniz kuvvetlerine ait yüzer hastanede tek bir hastanın bile tedavi edilmediğini, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulmasını şimdi yadırgayabiliyor musunuz?

Enkaz altında binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Aliye karşı bir vicdan borcumuz var. Onlar geride gözleri yaşlı on binlerce sevenlerini, sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniyada Johnny ler, Susanlar ve Alice ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilsin Lütfen bu mesajı tüm bildiginiz adreslere gönderin.

Katkılarından dolayı İzmir Ekonomi Üniversitesi Bilgi İşlem Müdürü Mehveş Tijen AYAS e teşekkürlerimizi bir borç biliriz.

 

TÜRKÇE HABER

Haiti depremi için ilginç iddia!

burayı tıklayınız

HAİTİ DEPREMİ RESİMLERİ (devam)

 

 

1© Meteoseisme-Meteoquake All rights reserved 2009-2010 climate change - changement climatique