HOME

City
Date
Time
Mag
Death
GEDIZ
28/03/1970
23.02
7.2
1086
BURDUR
12/05/1971
08.25
5.9
57
BINGOL
22/05/1971
18.43
6.8
878
CANAKKALE
07/02/1974
08.46
4.2
none
ELAZIG
23.06.1974
21.06
4.5
none
ANTALYA
---
---
---
---

BU YAZI SUBAT 2005 TARIHINDE YAZILMISTIR

DEPREMLERIN HABERCISI ALCAK BULUTLAR
RONALD KAREL

Deprem habercisi olarak kabul ettigim ve depremlerden 6 ila 36 saat önce olusan ve/veya yon degistiren stratus'a benzeyen bulutlari nasil kesfettigimi daha iyi anlamaniz için bu yaziyi hikaye seklinde yazmam daha uygun olur diye düsündüm. Bu yaziyi ruhumun sesini duyurmak istedigim icin kendi turkcem ile yazdim. Ancak 1975 yazindan itibaren Turkiye disinda yasadigim icin cumle ve imla hatalariyla karsilasabilirsiniz. Ozur dilerim.

1953 yilinda bence dunyanin en guzel iki sehrinden biri olan Istanbul'un (otekisi Venedik) ve O'nun en guzel semti olan Moda'da dunyaya geldim. Fransiz kilisesinde vaftiz oldum ve Ilk okulu Marmara kolejinde okuduktan sonra frankofon oldugum icin St.Joseph Lisesine girdim. Bu yillarda zaten bulutlara asiktim. Daha ilk okuldayken bulutlari incelemeye baslamis ve yuksekliklerine gore degerlendirmeler yapmistim. Ancak tabii ki bu degerlendirmelerin hicbir ilmi yonu yoktu. Bulutlarin renkleri (beyaz-gri-kotu beyaz, gunes batarken kirmizimtrak oluslari vs) beni adeta buyuluyordu.

O yillarda bu konuda hicbir yerde kitap bulamamistim.Kadikoy, Hachette'deki kitaplar ya cok kisitli ya da benim icin cok agirdi. Elimdeki tek aletler bir barometre, disariya asilmis ve gunes gormeyen iki termometre ile aksamlari saat 19.00'da TRT de yayinlanan Hava Raporu bultenleriydi. Artik hava raporlarini dinleye dinleye daha 12 yasindayken hava kitlelerinin nasil Turkiye'ye dagildigini ogrenmistim.

Orta okulda St.Joseph'de okurken devamli havaya baktigim icin, rahmetli Menegakis "Karel kargalari mi sayiyorsun?" diyerek beni cumartesi gunleri "retenue"ye yani cezaya birakirdi.. Cumartesileri o yasta cozdugum matematik islemleri sayesinde bugun istersem "matematisyen" olabilirdim. Meteorolojiye asiri duskunlugum yuzunden ailemle problemlerim daha o yasta baslamisti. Her firtinada, basimi cama dayar ve ruzgarin sesini dinlerken cok buyuk bir zevk alirdim.

14 yasina geldigimde, artik kendi kendime Turkiye capinda hava tahminleri yapabiliyordum.. Istanbul'da oturmanin avantajlari soyleydi: Hepimizin bildigi gibi hava kitleleri batidan doguya dogru hareket ettiginden, Ege uzerinde bulunan bir hava kitlesinin ne zaman ne yonde hareket edecegini adeta ezberlemistim. Bati Akdeniz'den girecek bir kitlenin veya Trakya'dan girecek bir soguk cephe veya occlusion cephelerin hareketlerini de iyicene hazmetmistim. Barometremdeki 1 ila 2 milibarlik dusus veya yukselis ve Istanbul uzerindeki hava kitleleri ve kitleler icerisindeki cesitli bulutlarin yonleri ve hizlari bana Turkiye capinda cok saglikli bir hava tahmin raporu cikarmami sagliyorlardi.

Ancak eger Kirim veya guney Rusya'da bir Yuksek basinc merkezi oldugunda, hava kitleleri Dogu Karadeniz uzerinden girdiginde ancak TRT Hava Raporlarindan faydalanabiliyordum.

Geceleri, yatak odamda elektrikleri sondurdukten sonra basimi iki ellerimin arasina alip cama dayadigim zaman cogu zaman bulutlari secebilecek hale gelmistim. Hele orta tabaka (alto stratus)veya nimbolarin (yagis bulutu) da bulundugu hava kitlesinin altinda bir occlusion cephe varsa (stratus bulutlari) o alcak bulutlar gece beyaz gozuktukleri icin, yonlerine ve hizlarina gore gecenin en dusuk hava sicakligini tahmin edebiliyordum. Bazen ayaklarimin ucuna basarak alt kattaki barometreyi tiklatmak icin ve disarida bulunan derecenin nasil azaldigini gorebilmek icin can atiyordum. O barometreyi tikladiktan sonra ibre iki milibar yuksek basinca dogru gidiyorsa, Turkiye hakkindaki hava tahminimi yapabiliyordum.
Ornegin havanin parcalacagini, ruzgarin yildiz-poyraz'dan esip, geceleri sicaklik dususlerini olacagini, gunduzleri ise yer yer hafif saganak yagislarinin olabilecegini sonraki gunlerde gunesin daha da fazla etkisini gosterecegini ancak serin havanin devam edecegini ve bu kitlelerin butun yurda dagilimlarini tahmin edebiliyordum.. Eger basinc dusmeye devam ediyorsa, guney batidan giren sicak cephenin halen etkili olacagini biliyordum. Bu ornekleri burada yazacak olursam yuz sayfalik bir roman yazmis olurum..

Amacim, okuyucuya cok kucuk yasta bulutlari cok iyi tanimami ispat etmek ve ilerde gorecegim deprem bulutlarini bu yukarida yazdigim klasik bulutlardan ayirt edebildigimi ispat etmektir.

Aksamlari saat 19'da TRT hava raporu basladiginda ayaga kalkip hava tahmin raporunun cumlelerini sanki ben yazmis gibi spikerle beraber soyluyordum. O siralarda masada ailemle yemek yedigim icin bir gun bu konusmam babama ters etki yapmis ve onundeki bir bardak suyu yuzume dokmustu. " Meteoroloji bes para getirmez, boyle bos seylerle ugrasacagina orta okulu ve liseyi bitir de doktor ol" diye bagirmisti. Hayir yalnis anlamadiniz, babam fransizca, ingilizce, almanca romanlari su gibi okuyan, mektupla ABD ile bric yarismalarina katilan, herkesin "yuruyen ansiklopedi" diye adlandiran bir "beyefendiyi!!!". Avusturya' li annesinin ve cok yuksek bir Avusturya subayinin torunu olmasi megalomanisiyle herkese yuksekten bakan bir "beyefendiydi".

Herbirimiz dunyaya belli bir ruh zenginligiyle ve bir GOREV icin geliyoruz, ben bu GOREVIMI daha cocukken bulmustum, kesfetmistim. Ancak rahatlikla yazabilirim ki, belli bir GOREV icin dunyaya gelen bir ruh, aile ve sosyal hayattan cok fazla etki goruyor. Ve bu gorevini yerine getirene kadar cok izdirap cekiyor.

Benim bu meteorolojiye karsi olan askim yuzunden ailemden sert tepkiler geliyordu. Babamdan devamli tokat ve basima darbeler, anamin da bana hergun bagirmasina dayanmaya calisiyordum. Ailem icin bunlar bos islerdi ve karin doyurmazdi. 14 yasinda bir cocuk, kendi kendine bilim ogreniyor, ve Meteorolojistler ile boy olcusuyor. Olmayacak ve kabul edilemeyecek bir durumdu.. Sanki kamikaz olup belime bombalari baglayip konsolosluk ucuruyordum..Veyahut da esrar satiyordum. Ev bu hale gelmisdi...

Nihayet beni yakindan taniyan (daha dogrusu birgun hava limanina giderek kapisini calip, kendimi tanittigim) ve bana aciyan 60'larin Yesilkoy Hava Limani Meteoroloji Genel Muduru Ali Esin bana Dispetch ler icin kendi yazdigi kitabini armagan etti ve cephelerin varligini ve hava kitlelerinin resmi isimlerini o kitaptan ogrenmistim..O gune kadar "cepheleri" kendi kendime uydurmustum.. Tabii ki bircok bulusum gercege uymuyordu.. Ama tahminlerim dogru cikabiliyordu.

Nihayet, hayatimin akisini degistiren gun ve saat gelmisti.

28 Mart 1970... Saat 16.15 'de Saint Benoit lisesinden ciktigimda
(St Joseph'den kibarca atildigim icin St.Benoit'ya gecmistim)
gozum Karakoy'deki Denizcilik Bankasinin bayragina takilmisti. Artik 16 9/12 yasindaydim ve Istanbul uzerinde olabilecek her turlu hava kosullarini hazmetmistim.

Ancak o zaman inanilmaz bir olayla karsi karsiya kaldim. Ruzgar orta tabakadaki ve guney batidan kuzey doguya hareket eden alto-stratus veya nimbo-stratus'larin tam zit yonunden cok sert bir sekilde esiyordu.. Ve alcak tabakada yer yer gri olan startus'a benzer uzunca bulutlar, kuzey-dogudan, guney batiya dogru sanki asagiya dogru cekiliyorlarmis gibi hareket ediyordu.. Gerek benim tahminlerime gerekse Ali Esin'in tahminlerine ve gerekse Ankara'nin tahminlerinde boyle bir rapor yoktu. Hic bir occlusion cephe olmamaliydi, hic bir soguk cephe olmamaliydi. Ustelikte o bulutlar benim ezberledigim STRATUS BULUTLARINA DA BENZEMIYORDU..

Tam bir panige kapilmistim.

Sanki Karadeniz'de yangin olmus ve dumanlar Istanbul'u sarmis gibi hareket ediyorlardi... O aksam, evde karanlikta camdan baktigim zaman, beyaz gozukmesi gereken bulutlar yok olmuslardi. Ustelik de ruzgar guney-batiya donmustu... Gece yarisindan once Gediz cok fena halde sallandi... Iste 28 Mart 1970 tarihinde ben depremlerle bulutlar arasinda bir iliski oldugunu anlamistim.. Ali Esin'e telefon acarak durumu bildirdigimde bana, "tesaduf olmus, oyle sey olmaz" demisti... Hic unutamam, barometreyi saat 17 ila gece yemek saatinden sonraya kadar tikladigim halde hic bir yukselis olmamisti. Halbuki eger occlusion veya soguk cephe gecseydi muhakkak birkac milibar artardi. Hava sicakligi zannedersem bir-iki derece kadar dusmustu. Bu da Karadeniz'deki nemli ve serin havanin uzerimize gelmesiyle olsa gerek.

Daha sonraki Burdur ve Bingol depremlerinde ayni bulut olaylari olmustu. Bu konuda daha fazla detay yazmayacagim, cunku bu yazimin kitap haline gelmesini istemiyorum. Sadece ozetleyecek olursam, Burdur depreminden bir gun once (deprem tarihi 12 mayis 1971) Turkiye'nin kuzeyi ve batisi kuzey-dogudan gelen bir soguk hava kitlesinin etkisi altindaydi. Herhalde Ukranya uzerinde bir Yuksek basinc olmaliydi. Ruzgar yildiz-poyraz dan orta kuvvette, cephe gecislerinde arasira sert esiyordu.

Saatlar sonra radyodan guney bati Turkiye'den bir sicak cephenin girdigini ogrendim. Zaten yer yer havayi kaplayan bulutlar
(cumulus, veya strato-cumulus) daha duzenli bir sekilde, sekil degistirerek guney batiya dogru hareket ediyorlardi. Hizlari esit haline gelmisti. Yesilkoy Hava Limanina telefon ettigimde,Ali Esin bana cirrus ve cirro stratuslar ardindan altolarin da girebilecegini ve yagisin guney bati Turkiye'de baslayacagini soylemisti. Benim en cok dikkatimi ceken, Istanbul uzerindeki aniden o hipnotize olmusa benzer alcak bulutlarin hizi ve yonuydu. Yani soguk kitle ve cephe anindaki o natural bulutlarin degisimi soz konusu..

Sonra ayin 12'sinde sabah saatlerinde Burdur'da bir deprem meydana geldi.

Onun icin ben deprem bulutlari derken, sadece manyetik bir alanda meydana gelen bulutlar degil, var olmus bulutlarin da yon degistirmesinden ve sekil degistirmesinden bahsediyorum.

Daha Burdur depreminin heyecani gecmeden 10 gun sonra 22 Mayis'da Bingol depremi meydana geldi. 21 Mayis ogleden sonra Istanbul ve Turkiye'nin buyuk bir parcasi gene Rusya uzerindeki bir Yuksek basincin altinda bulunuyordu. Ruzgarlar gun-dogusundan hafif ve orta derecede esiyordu. Sonra batidan yagisli hava girmeye basladi. Trakya ve Marmara ile kuzey Ege'de cirrocumulus ve altostratuslar gozuktu. Ancak ogle saatlerinden sonra gene belli bir hizla hareket eden bazi stratus bulutlari gun dogusundan, gunbatisi yonune dogru hareket etmeye devam ediyorlardi. Bu durum 21'i aksamustu devam etti. Ben o zaman Ic Anadolu'nun kuzeyinde ayin 22'sinde deprem bekledim. 22 mayis sabahi alcak bulutlar gunbatisindan gunbatisi-lodos'a cevirerek normal seyrini gosterdi. Deprem olmayinca sukute hayale ugramistim. Ancak Ic Anadolu'nun dogusunda ruzgarlar halen gundogusu'dan esiyordu..

Bingol aksam sallandi.

Beni deprem olacak tahminine iten hava olayi bir gun once gun batisindan giren sicak havanin altindaki gene her iki yanda 180 derece birakan tam zit karsidan dogudan hareket eden alcak bulutlar oldu...

Deprem olunca sevincten ucmustum. Ancak tekrar ozetleyecek olursam, bu alcak bulutlar, yani kisa sure icin gozuken ve yon degistiren bulutlar, grimsi ve uzunca oluyorlar ve ilerledikleri zaman asagi dogru cekiliyorlarmis gibi hareket ediyorlar.

Hayatimin savasi basliyordu. Bu goruslerimi dunyaya aciklamam lazimdi. Beni cok zor gunleerin bekledigini o zaman pek goremiyordum, cunku o yasta hayati toz pembe goruyordum.. Bircok bilim adami beni dinleyecek ve bana burs verip okutacaklar diye dusunuyordum.

2 nci Bolum Uluslararasi Mucadele

DIGER BASIN HABERLERI "PRESS" SAYFASINDA

© Meteoquake All rights reserved 2007