![]() |
![]() |
|
ULUSLARARASI MUCADELE BU YAZI SUBAT 2005 TARIHINDE YAZILMISTIR Once
butun calismalarimi belgeleyen bir rapor hazirladim. Daha sonra bu raporu
fransizcaya ve ingilizceye cevirdim. Kimsenin bu raporu okumamasi ve
aklimla o teorilerimin calinmamasi icin bu cevirmeleri kendim yaptim.
Yil asagi yukari 1971 sonbahari, birkac aydan beri 18 yasima girmistim.
Istanbul'daki Amerikan Baskonsolosluguna gidip uluslararasi ilim Enstituleri
hakkinda bilgi aldim. Bana birkac isim verdiler, bunlarin icerisinde
ABD haricinde diger ulkelerin adresleri de vardi. Hatirladigim kadariyla
ilk yazdigim adresler icinde Smithsonian Institution Center For Short
Lived Phenomena, 60 Garden Street, Cambridge, Massachusets, USA vardi.
Ikinci adres ise Dr Yosihiro Sawada, Japan Meteorlogical Agency, Chiyoda
-Ku, Ote Machi-Tokyo, idi.. Bu mektuplari gonderdigim zaman, icim son
derece rahatlamisti.. Sanki bu bilim adamlarina herseyi yazdigimda hicbir
sey calinmayacakti. Bir gece babam yatak odama girip haritalarimi duvardan alip parcalamaya basladi... Ben dayanamayip Paris'e gidecegimi soyledim... "Sana bu is icin para yok" tehdidine karsi, evden ayrilacagimi soyledim. WELCOME PARIS!!! 1972 Paris seyahatim cok ilginc olmustu.. Paris'te o zaman Quai Branly'de olan Meteorloji Genel Mudurlugune giderken sisli bir hava vardi. Alma koprusunu gecerken kalbim hizla carpiyor bir an evvel randevu aldigim Genel Mudur J.Bessemoulin ile gorusmek icin can atiyordum... Meteoroloji
bir ilim degildi. Bir sanatti.. Ressamlik, kompozitorluk gibi bir sanatti. Iceriye
girdigimde sekreter kiza "bu grev yapanlar muhendisler-teknisyenler
mi? yoksa temizlik yapanlar mi?" diye sodum. Bana "teknisyen
ve muhendis kadrolari" cevabini vermisti. Sok olmustum. Bu "IC EMIRLER" yuzunden gencligim gitti. Kisacasi Turkiye'ye donusum pek parlak olmadi. Bu sefer Ankara'ya gidecegim diye meseleler cikti ancak kavgayi gene ben kazanip Ankara Fransa Bas Konsolosluguna gittim. Okul hocasi Daddy'nin dedigi cikti. Yetkili bana hic bir sekilde bu bursu veremeyecegini soyledi. Ayni zamanda bir mektup da Genel Mudur Bessemoulin'e gitti. Aradan bir bucuk yil gecti, dunyanin her bir ucundan bana mektuplar geliyor ve depremlerin havayla hic bir bagi olmadigi her halikarda soyleniyordu..Ancak calismalarimi hemen hemen herkes takdir ediyordu. Ama destekler hep cumlelerden olusuyordu.. Biri cikip da " Al yavrum sana su kadar para, git meteoroloji oku, daha yasin musait" demedi.. Okulu birkamistim ve hayatim, deprem bulutu kovalamak ile ailemle kavga etmek ve arkadaslarla disariya cikmak arasinda geciyordu. Askerilik
zamanim gelmisti.. 73-3 tertip olarak ekim ayinda askere alindim ve
Amasya'da cavus oldum. Bu sure icerisinde babam yilbasi aksami vefat
etti. (73-74) Tayinim Askale'ye cikmisti. Subat sonunda karlar altinda
kara-trenle Sivas uzerinden Askale'ye vardik. Mart
1974 'de Askale'de askerligimi "cavus"olarak yapmaya basladim..
Birgun gene havaya bakarken yavas hareket eden alto'larin altinda ve
sanki gene manyetik bir alanda bulunan alcak bulutlarin (startus gibi)
kucuk parcalar halinde alto'larin tam ters istikametinde hareket ettiklerini
gordum. O zaman butun cesaretimi toparlayip Yuzbasi Abidin Uzun'a 24
saat icerisinde orta derecede (yani 4 civari veya ustu) deprem olacagini
ancak nerede olabilecegini kestiremedigimi soyledim. Ertesi gun Canakkale'de
4 kusur kuvvetinde deprem oldu... Ben depremin uzakligini gorunce cok
sasirmistim.. Turkiye'de her guin 2.2 ila 3.5 arasi 8-10 adet deprem
oluyordu, ama 4 'un uzerinde hergun olmuyordu.. Gene de Askale'ye 1500
km uzaklikta deprem olmasi beni sukute hayale ugratmisti. Yuzbasi durumu
Tugay Komutani Kemal Yamak'a bildirmisti. Tek tesellim, barometremin
yanimda olmayisi, batidaki hava kitlelerini bilmeyisim ve hava raporlarini
da dinlyememem olmasiydi. Tuggeneral Kemal Yamak beni gelip tebrik etmisti
ve bana nasil deprem tahmini yaptigimi sormusu. Ben de herseyi oldugu
gibi izah etmistim. Yaninda Topcu Albay ve kurmay Albay Metin Behzat
Oktay da vardi. Binbasi Gungor Yilmazel ve Yuzbasi Abidin Uzun da yanimizda
bulunuyorlardi. Ancak, daha lojik olan ikinci bir sik vardi ki bunu da ihmal etmedim.. Deprem olacagi icin, bir manyetik alan meydana geliyor, catlak faylardan bir gaz cikisi oluyor, hayvanlar bunu hissediyor, alcak bulutlar meydana geliyor ve biz bunlari gorerek depremi haber verebiliyoruz..Bu bulutlar kuzey Anadolu fayinda meydana geldigi icin Canakkale'den Askale'ye kadar olan faya yakin bolumlerde bu bulutlar olusup kaybolabiliyorlar. Benim halen inandigim sudur ki, jeoloji ile meteoroloji ilimlerinin tam ortasinda bir "olay" vardir ve bu da "meteoseisme"dir.Yani deprem bir jeolojik olaydir ve hava bir meteorolojik bir olaydir. Meteoseisme jeolojinin havaya yansimasidir. Galiba
22 Haziran sabahi gene havalari incelerken bir Alcak basinc sistemi
icinde oldugumuzu biliyordum cunku artik radyom da vardi. Gene alcak
ve buluta benzeyen stratus gibi bulutlar gordum ve hemen ust tabakadaki
bazi alto larin tam ters yonunden hareket ediyorlardi.. Bu stratuslar
kayboldular ve ruzgar gene normal seyrine donustu.. Bu cok lokal bir
olaydi.. Askale'nin birkac yuz km guneyinde 4 civarinda sabah 8-12 arasi
deprem olacagini herkese duyurmustum. Bu tahmini saat 16 civarinda yapmistim..
24 haziran'da, elinde bir Hurriyet gazetesi ile gelen bir asker bana
ayin 23'unde Elazig'da saat ogleye dogru 4.1 civarinda (galiba) deprem
oldugunu soylemisti. Elimde gazete avluda kosarak sevincten bagiriyordum.
(Kandilli Rasathanesinin 24 Agustos 2006 yilinda bana gonderdigi tabloda
depremin saat 21.06'da meydana geldigi yaziyor).. Haziran 1975'de askerligimi bitirdikten sonra, babamin olumuyle meydani bos bularak Turkiye'yi terk edip Fransa'ya yerlesmeye karar vermistim. Askerdeyken hazirladigim deprem dosyasini ve o gune kadar gelen butun mektuplari yanima alarak yola ciktim. Tabii bunu yapabilmek icin de annemle bir savasa tutustuk ve mucadeleyi ben kazandim. Ilk
durak Cenevre. Dunya Meteoroloji Teskilati ve onun baskani Dr Davies
idi. Cenevre tren garinin karsisinda daha halen var olan Suisse Hotel'de
kalip D.M.T. 'na 4 kez telefon actim. Nihayet benden bikan D.M.T. yetkilileri
hatirladigim kadariyla 15 dakikayi gecmeyecek sekilde Genel Sekreter
yardimcisi ile gorusmeme izin verdiler. Ancak
inanilmaz bir duvara carpmistim.. Benim yazdigim-cizdigim krokilere
bir tabloymus gibi bakip "cok guzel isler yapmissin aferin"
deyip beni basindan atmak isteyen bir zat vardi.. Nihayet bana bir kart
uzatip, "al bu benim kartim Paris'e git ve UNESCO'da su sahisi
gor" demisti.. O an anlamistim ki ben bir masa tenisi topu olmaya
baslamistim.. Zatalileri rahatsiz olmak istememislerdi.. Eh dogru ya o zamanlarin mediatik bilim adami Haroun Tazieff'in yazisi cok daha ilgi cekiciydi... Mediyatik - Salon profesoru Tazieff.. Eiffel'in
ayagi altinda oturup kara kara dusunmeye baslamistim. Hatta "keske
bir-iki depremi tahmin edemeseydim de teorimin yalnis oldugunu veya
sans eseri oldugunu gorup bunlar basima gelmeseydi" diye yakinmistim.
Aklima Aristo nun cumlesi geldi.. Adam Atina sokaklarinda gun isiginda
mum yakarak dolasiyormus.. Sormuslar kendisine.. Ne o Aristo efendi,
gunesin altinda mumla neden yuruyorsun ? diye.. Cevap vermis.. Bir adam
ariyorum.. Din, irk, millet gibi kavramlarin insan ruhundan daha onemli oldugu kabul ediliyordu , bu gorusleri ancak PARA ve zenginlik yenebiliyordu. Bu dunya kanunu degismedikce 6 kita daima savas halinde olacak ve beyinler yok edilecektir. Ama
demek ki dunya kuruldugundan beri ayniymis.. Her
ne kadar dusuncelerimi anlatmak icin yuksek mertebelere-makamlara cikiyorsam
daha da sukute hayale ugruyordum. Ben bu yazimi yazip icimi dokerken, bilim adamlarinin birakin beni onemseyeceklerini, iki sayfalik yaziyi sonuna kadar okuyackalarina dahi emin degilim. Ama hic olmazsa icimi dokuyorum... Sizleri
daha fazla sikmamak icin geri kalan maceralarimi ozetleyecegim. Not:
O zamanlar Fransa'da "Doctorat d'Universite" diye bir doktora
cesidi vardi, diplomasi olmayan kisiler belli bir tezi savunabilmek
icin gercek bir doktora yapar gibi iki yil calisiyor ve tezlerini gecirebilirlerse
o konuda Doktor oluyorlardi.. Ancak bu diplomanin hukuki bir degeri
yoktu, ancak Ilmi degeri vardi... Her yil bir-iki talebe bu istisna
ya tabii tutulabiliyordu. Herneyse
cok kisa suren askerligimin sonrasi gittigim Londra'daki Imperial Universitesinde
bir profesor ile konustugumda, bana o ulkede meteoroloji ile ugrasabilmem
icin 7 sulale Ingiliz olmam gerektigini saka ile karisik soylediginde
artik su bardagi tasmisti. O zamanki durumu daha da ozetleyecek olursak, Japonlarla halen yazismalar devam ediyor, ayni zamanda diger ulkelerin ilim adamlari bana mektuplar yazip bu isten vazgecmemi soyluyorlardi..Kisacasi Jeoloji ile Meteoroloji ilimleri birbirinden ayri bilim dallariydi.. Ben ise HAYIR diye iddia ediyordum.. Yani ben hayal gormustum.. Son
sans deyip atladim ucaga gittim New York'a. Bu teorinin ozeti 1985'de Paris'te bastigim bir kitabin birkac sayfasinda yazilmistir. New York'da , hayallerim ve calismalarim son bulmustur diye dusunerek, bazi onemli belgeleri o meshur Georges Washington Bridge'den suya attim. Yil 1987, aylardan mart... 1962 yilinda baslayan ve 25 sene suren Meteoroloji askim, benim bulutlarim, alcak basinclarim, yuksek basinclarim, occlusion cepheler, yagmurlar, jet streamler, karayel ve karlar... hepsi yok olmuslardi.. Bir gence karsi KATLIAM yapilmisti.. CINAYET islenmisti. Yok "gayrimuslumsun, yok Turk'sun, yok Fransiz'sin, yok Ingiliz degilsin, yok yasin cok ufak, olmaz yasin cok genc, artik yasin gecti...dene dene hayatimi ortaya koyabilecegim, 24 saatimin 20'sini arastirmayla gecirebilecegim bir BILIM, insanlar tarafindan elimden alinmisti... Hani butun dunyada "GENCLERI MOTIVE EDELIM" diye bas bas bagiran profesorler, ilim adamlari, politikacilar neredeydiniz? Dunyaya EDUCATION dersi veren Fransa da mi, kendi vatandasina sahip cikamadi ? Ancak, Allah benimle beraberdi ve sagligimda bir gercek bilim adami teorimin dogrulugunu gosterecek bir aciklama yapti.. Aradan 16 sene gectikten sonra, 2003 yili sonunda Istanbul'daki Hava Harp Okulunda bir konferans veren Bulgar Prof. Dr. Margarita Matova, uydulardan Turkiye'de deprem oncesi alcak bulutlarin olustugunu ve bu bulutlarin deprem oncesi yon degistirdiklerini bir raporla belgeledi. Sag olsun Milliyet gazetesi yazari Onay Yilmaz bu belgeyi bana fakslayinca, nasil sok gecirdigimi ve ayni anda ne derece sevindigimi herhalde tahmin etmissinizdir. Bu belgenin-raporun sonuclari "meteoseisme" sayfasinda ingilizce olarak yazilmistir. Matova ile e-mail'lestik ve bana sordugum sorulara soyle cevap verdi. Benim
gorduklerimin hayal olmayip, icerisinde buyuk bir gercek payi oldugunu
artik anlamistim. Depremlerden once, manyetik bir alan olusuyor ve alcak
bulutlar kisa bir sure icin meydana geliyordu... O'nun bilmedigi mektupta
okudugunuz gibi 180 lik aci ile yerden cikan gazlardi.. BEN
BU YAZIMI YAZARKEN DUNYADA VAR OLAN GEREK METEOROLOJI, GEREK JEOLOJI
VE JEOFIZIK ALANLARINDA GOREV ALAN HICBIR BILIM ADAMINDAN HAKKIMDA VEREBILECEKLERI
BIR TEK POZITIF ATILIM BILE BEKLEMIYORUM.. AKLIMA PROF.NESTEROFF'UN
SOZLERI HIC CIKMIYOR. Turk arastirmaci Profesorler de zaman zaman bir kac televizyon kanalinda karsilikli oturup ISTANBUL NE ZAMAN MAHVOLACAK konusunu ele alip "horoz dogusu yapar gibi" cok hararetli aciklamalar yaparak halkin yuregini agizlarina getirdikten sonra Bogaz'a gidip yemek yerler.. Ama bunlar gibi 6 kitada var. Bunlar sozde "TOP NIVEAU" ve mediatik kisiler.. Ailemi.... o zamanki Tarim Bakanligi Devlet Meteoroloji Isleri Genel Muduru Dr.Rumeli ve yardimcisi Kabakliyi, rahmetli Ali Esin'i, bana gecen yil email gondererek, "RADYOYU DINLEDIGIM ZAMAN SIZI HATIRLADIM" diyerek bir pismanlik sinyali veren emekli Fransiz Prof Dr Cruette'i, UNESCO'daki hocalar ve bilim adamlarini, Dunya Meteoroloji Teskilatindaki yuksek makamlarini, bircok ulkedeki Universite hocalarini, ailemi, yukarida ismini verdigim butun bilim adamlarini ve bana karsi cikan herkesi asla olunceye kadar affetmeyecegim. BU YAZI SUBAT 2005 TARIHINDE YAZILMISTIR Iste affetmememin nedeni: 9
yasinda iken bir ilme asik olan... 13-14 yaslarinda o ilmi temsil eden
bilim adamlariyla ve akademisyenlerle hava tahminlerinde yarisabilecek
kadar guclu hale gelen...hic bir kitap okumadan kendi kendini egiten...
16 yasinda iken bir hava durumunu kesfedip DEPREMLERLE BAGLANTI KURAN...
kendisini insanliga , arastirmaya, hayat kurtarmaya vakfedip ve herseyini
feda eden.... 5/5 depremi onceden haber veren... gencligini tam yasayamayan...
hakaret isiten... dayak yiyen... okuldan kovulan... ailesi tarafindan
"sen delisin" denilen TALEBE YASINDAKI bir gence... "sen
katoliksin, sen Turk'sun, sen Fransiz'sin, sulalen Ingiliz degil"
deyip... 3 kitada meteoroloji konusunda tahsilini yapabilmesi icin Bir
tek Allah'in kulunun sahip cikamamasi.
Beni yillardir destekleyen Phd.Dr Sawada da beni hatirlayip asagidaki
e mail'i gonderdi... TESEKKURLER Ote
yandan, bana kucagini acan Turkiye Cumhuriyeti 3 ncu Ordu, 4 ncu Zirhli
Tugayi, 41 nci Mekanize Piyade Taburundaki, O zamanki Tuggeneral Kemal
Yamak basta olmak uzere Kurmay Albay Metin Behzat Oktay'a, Topcu Binbasi,
Tabur Komutani Binbasi Gungor Yilmazel'e, Yuzbasi Abidin Uzun, Ustegmen
Faruk Kunaga ve diger butun subay, assubay ve erata cok tesekkur ediyorum.. Beni 25 yil kadar destekleyen Dr Sawada'ya ve bana Prof Matova'nin raporunu gonderen Milliyet gazetesi yazar/muhabiri Onay Yilmaz'a da icten tesekkurlerimi iletiyorum... Beni iki kez ailesinden biriymisim gibi ofisine kabul eden, moral veren, Moda-Istanbul'daki evime mektuplar yazip beni destekleyen Fransa eski Meteoroloji Genel Muduru J.Bessemoulin'e de cok tesekkurler.
Saygilarimla R.Karel
|
|