ULUSLARARASI MUCADELE

BU YAZI SUBAT 2005 TARIHINDE YAZILMISTIR

Once butun calismalarimi belgeleyen bir rapor hazirladim. Daha sonra bu raporu fransizcaya ve ingilizceye cevirdim. Kimsenin bu raporu okumamasi ve aklimla o teorilerimin calinmamasi icin bu cevirmeleri kendim yaptim. Yil asagi yukari 1971 sonbahari, birkac aydan beri 18 yasima girmistim. Istanbul'daki Amerikan Baskonsolosluguna gidip uluslararasi ilim Enstituleri hakkinda bilgi aldim. Bana birkac isim verdiler, bunlarin icerisinde ABD haricinde diger ulkelerin adresleri de vardi. Hatirladigim kadariyla ilk yazdigim adresler icinde Smithsonian Institution Center For Short Lived Phenomena, 60 Garden Street, Cambridge, Massachusets, USA vardi. Ikinci adres ise Dr Yosihiro Sawada, Japan Meteorlogical Agency, Chiyoda -Ku, Ote Machi-Tokyo, idi.. Bu mektuplari gonderdigim zaman, icim son derece rahatlamisti.. Sanki bu bilim adamlarina herseyi yazdigimda hicbir sey calinmayacakti.

Bir hafta sonra bizim en ust balkondan postaciyi takip etmeye basladim. Uzaktan gordugum zaman, kalbim heyecanla carpiyor, sonra yaklasip evlerin kapilarina mektuplari atinca, cantasinda buyuk bir dosya var mi diye 15 metre yukseklikten ve miyop gozlerimle el hareketlerini takip ediyordum. Eger bizim kapiya mektup attigini gorursem (kus bakisi ile), o 3 katli evi bir dunya 100 metre sampiyonu gibi yukardan asagiya dogru iniyor ve mektuplara bakiyordum. Heyhat 15 gun sonra gene haber yoktu. Ancak her saat havalara bakip o manyetik alcak bulutlari kovalamayi ihmal etmiyordum. Ancak bu siralarda bazi depremler oluyor ve ben 24 saat havaya bakamamanin izdirabini cekiyordum...

Bir gun ailemle misafirlikten donmustuk.. Eve girdikten 15-20 dakika sonra karsi komsu hanim kapimizi caldi.. Bana buyuk bir dosyanin geldigini soyledi.. Babam kitap gibi dosyayi eline alinca cok sasirmisti, cunku uzerinde SMITHSONIAN INSTITUTION yaziyordu.. Ben bes saniyede zarfi parcalayarak icindekini cikardim. Uzun bir mektup vardi ve David Squires imzasi altinda o Enstitunun Mudur yardimcisi bana "Meteoroloji bilgimin ne kadar iyi oldugunu" ovuyor ve Annual Report adli bir ilim kitabini hediye ediyordu. O kitabin degeri 1971-72 yillarinda $ 5 idi... Ama gene de depremlerin bulutlarla hicbir alakasi olmadigini yaziyordu... Babam ve annem ilk kez sasirmislardi.. Mektubu alinca nasil sevindigimi tarif edemem...Kitabi acinca icerisinde uluslararasi bilim adamlari tarafindan yazilmis ve kisa surede meydana gelen butun tabiyat olaylari hakkinda makaleler ve resimler yer aliyordu. Orada bir cok ilim adamlarinin adresleri de vardi..

Artik bana yol acilmisti... O zamanki cocuk beynimle butun dunya bana kucak acacakti.. (ne kadar da kus beyinliymisim)

Aradan 3-4 gun gecti ki bana bu sefer de Japonya'dan bir dosya geldi... Dr Sawada bana Japonya'da depremlerden once cizilmis yer haritalari ile 500 mb haritalari, depremlerden sonra cizilmis ayni degerdeki haritalari gonderip, bana bunlari inceleyip, kisa surede meydana gelmis alcak bulutlari veya yon degistirmis alcak bulutlari bulmami talep etmisti...

Hersey bir ruya gibiydi.. Koskoca JAPAN METEOROLOGICAL AGENCY beni adam yerine koymus ve onlara yardim etmemi istercesine bir mektup yollamisti veya "hayde bakalim madem birseyler biliyorsun goster bize" demek istiyorlardi.

Benim evde sevincten sinirlerim bozulmaya baslamisti.. Cunku ben bu haritalari okuyacak bilgiye sahip degildim.. Hemen Mucahit Arliya telefon ettim, Ali Esin'in en iyi dostu idi.. Yesilkoy Hava limanina gidip ondan sinoptik haritalarin nasil cizildigine dair derin bir bilgi almak istedim.. Ben 2 saatlik bir stajdan sonra tam gidecektim ki, Ali Esin bana artik oraya pek fazla gitmememi soyledi.

Soguk bir dus almis gibi oldum.. Sebebini bana soylemek istemiyordu. Ancak bana "sen Ankara'ya mektup yazip buraya geldigini soylemissin.. Yapmamaliydin" dedi.

Basima ilk kara bulutlar cokmustu... Elime bircok hava haritalari sikistirdi ve bana Turkiye'den Amerika'ya gitmemi tavsiye etti. Haritalar elimde, hafif yagmur altinda Hava limanindan yuruyerek Yesilyurt'a kadar gittim, ve inanilmaz uzaklikta bu yolu yururken agliyordum. Sebebini birkac sene sonra Ankara'da ogrenmistim.. Ancak bunu burada yazmayacagim..Ilerde soylerim.

Evde de atmosfer son derece degismisti.

Okulu birakmayi karar verdim. Ben Moliere, Voltaire'in hayatlarini okumak istemiyordum.
Ben meteoroloji uzmani olmak istiyordum.

Haritalari odamdaki duvara asip, Japon haritalarini incelemeye basladigimda evde inanilmaz savaslar basladi. Babam her firsatta bana vurup hakaret ediyordu, annem ise zaten sinirli bir insan oldugundan benim yaptigim bu calismalari anlayacak kapasitede degildi..

Hergun bana "Acar soyledi ki depremin hava ile ilgisi yoktur, Ayse dedi ki bulutlarla deprem ayni sey degildir" diye abuk-subuk cumleler soyluyordu. Bu isimlerini saydigi kisilerin ilimle hic alakalari yoktu...

Bir gece babam yatak odama girip haritalarimi duvardan alip parcalamaya basladi... Ben dayanamayip Paris'e gidecegimi soyledim... "Sana bu is icin para yok" tehdidine karsi, evden ayrilacagimi soyledim.

WELCOME PARIS!!!

1972 Paris seyahatim cok ilginc olmustu.. Paris'te o zaman Quai Branly'de olan Meteorloji Genel Mudurlugune giderken sisli bir hava vardi. Alma koprusunu gecerken kalbim hizla carpiyor bir an evvel randevu aldigim Genel Mudur J.Bessemoulin ile gorusmek icin can atiyordum...

Meteoroloji bir ilim degildi. Bir sanatti.. Ressamlik, kompozitorluk gibi bir sanatti.

Ancak Meteorolojinin kapisinda buyuk bir sok yasadim.. CGT ve CFDT gibi isci sendikalari grev yapiyorlardi.. Ne isleri vardi komunist partisine ait olan bu sendikalarin ILIM EVINDE? SANAT EVINDE? Gozlerime inanamamistim.. Ilim arastirmaci bedava calismali demiyorum ama meslegine asik olmaliydi. Para icin calismamaliydi..

Iceriye girdigimde sekreter kiza "bu grev yapanlar muhendisler-teknisyenler mi? yoksa temizlik yapanlar mi?" diye sodum. Bana "teknisyen ve muhendis kadrolari" cevabini vermisti. Sok olmustum.

Herneyse Genel Mudur Bessemoulin'in karsisina ciktim. Bana teorimin cok ilginc oldugunu ancak benim "meteoroloji asigi" yonumu daha cok begendigini ve Ankara'ya gidip Fransa Bas Konsoloslugunun Cooperation Technique bolumu ile anlasip burs aldiktan sonra Paris' e geri gelmemi soyledi.. Matematik ve Fizik'ten imtahan olacagimi ve sonra Afrika'daki Fransiz Meteoroloji Mudurluklerine ( Fransa kolonileri) gidecegimi soyledi. Bana yardimcisi M.Picq'i tanistirdi... Ancak ucuncu kisiyle tanismam hic ic acici olmadi, okul muduru M.Daddy, Bessemoulin'in teklifini Fransiz kanunlarina aykiri oldugunu soyledi. Istanbul'da dogup Turk pasaportu tasiyan birinin Fransiz bile olsa Meteorolojiye giremeyecegini soyledi.. Ben "deha" bile olsam, bu soz konusu olamazdi..Ic emir vardi..

Bu "IC EMIRLER" yuzunden gencligim gitti.

Kisacasi Turkiye'ye donusum pek parlak olmadi. Bu sefer Ankara'ya gidecegim diye meseleler cikti ancak kavgayi gene ben kazanip Ankara Fransa Bas Konsolosluguna gittim. Okul hocasi Daddy'nin dedigi cikti. Yetkili bana hic bir sekilde bu bursu veremeyecegini soyledi. Ayni zamanda bir mektup da Genel Mudur Bessemoulin'e gitti.

Aradan bir bucuk yil gecti, dunyanin her bir ucundan bana mektuplar geliyor ve depremlerin havayla hic bir bagi olmadigi her halikarda soyleniyordu..Ancak calismalarimi hemen hemen herkes takdir ediyordu.

Ama destekler hep cumlelerden olusuyordu.. Biri cikip da " Al yavrum sana su kadar para, git meteoroloji oku, daha yasin musait" demedi..

Okulu birkamistim ve hayatim, deprem bulutu kovalamak ile ailemle kavga etmek ve arkadaslarla disariya cikmak arasinda geciyordu.

Askerilik zamanim gelmisti.. 73-3 tertip olarak ekim ayinda askere alindim ve Amasya'da cavus oldum. Bu sure icerisinde babam yilbasi aksami vefat etti. (73-74) Tayinim Askale'ye cikmisti. Subat sonunda karlar altinda kara-trenle Sivas uzerinden Askale'ye vardik.

Hayatimin en onemli anlarini 41.nci mekanize piyade taburunda yasadim...

Mart 1974 'de Askale'de askerligimi "cavus"olarak yapmaya basladim.. Birgun gene havaya bakarken yavas hareket eden alto'larin altinda ve sanki gene manyetik bir alanda bulunan alcak bulutlarin (startus gibi) kucuk parcalar halinde alto'larin tam ters istikametinde hareket ettiklerini gordum. O zaman butun cesaretimi toparlayip Yuzbasi Abidin Uzun'a 24 saat icerisinde orta derecede (yani 4 civari veya ustu) deprem olacagini ancak nerede olabilecegini kestiremedigimi soyledim. Ertesi gun Canakkale'de 4 kusur kuvvetinde deprem oldu... Ben depremin uzakligini gorunce cok sasirmistim.. Turkiye'de her guin 2.2 ila 3.5 arasi 8-10 adet deprem oluyordu, ama 4 'un uzerinde hergun olmuyordu.. Gene de Askale'ye 1500 km uzaklikta deprem olmasi beni sukute hayale ugratmisti. Yuzbasi durumu Tugay Komutani Kemal Yamak'a bildirmisti. Tek tesellim, barometremin yanimda olmayisi, batidaki hava kitlelerini bilmeyisim ve hava raporlarini da dinlyememem olmasiydi. Tuggeneral Kemal Yamak beni gelip tebrik etmisti ve bana nasil deprem tahmini yaptigimi sormusu. Ben de herseyi oldugu gibi izah etmistim. Yaninda Topcu Albay ve kurmay Albay Metin Behzat Oktay da vardi. Binbasi Gungor Yilmazel ve Yuzbasi Abidin Uzun da yanimizda bulunuyorlardi.

Gene baska bir gun Boluk Komutani Faruk Kunak'a, bir gun sonra deprem olacak dedigimde, hemen bana nasil goruyorsun ? diye sormustu.. Parmagimla havadaki ince uzun alt tabani gri gibi olan ve hic bir degisik yone sapmayip belli bir hizla guney batiya dogru ilerleyen ve sanki yeryuzune yaklasiyorlarmis gibi hareket eden bulutlari gostermistim. Faruk Kunaga Meteoroloji Istayonunu arayip basinc sisteminin dagilimini ogrenmek istedigimi soyledigim zaman, iki saat gecmeden cevap gelmisti.. Karadeniz uzerinde bir Alcak basinc merkezi vardi.. O zaman ruzgarin ve bulut akisinin guney batiya dogru degil kuzey doguya dogru olmasi lazimdi.. Kendi kendime sicak cephe olmali ve muhakkak hic olmazsa birkac cirrus veya alto cumulus gormem lazimdir diye dusumustum.. Goremedim ama, ertesi gun Antalya 4.un uzerinde sallandi. Bu sefer Tugay emir verip bana ozel bir oda tahsis ettiler. Istedigim butun kitaplar onume geliyor ve ben ilk kez olarak bir teori hazirliyordum... METEOSEISME. Yani METEOQUAKE.. Jeoloji, Meteoroloji, Klimatoloji, Fizik, Kimya vs ne kadar kitap varsa istemistim.. Ilk dusundugum aynen suydu.. Havada arti ve eksi ionlar carpisiyor ve 02 +0 = 03 yani ozon.. Ozon yer altinda bazi madenlerin, faylarin sekillerini degistiriyor ve depreme sebep oluyor. Bu ionlar yanlarinda 180 derece aci birakarak tam zit yonden karsilastiklari icin ve bir surtunme tabakasi meydana getirdikleri icin yere dik olarak yani (perpandiculaire) 90 derece aci birakarak iniyorlar.. Hayvanlar hassas olduklari icin bu gazi kokluyorlar, ve deprem oluyor.. Yani depreme mani olabiliriz, deprem semsiyesi yapabiliriz.. Hem de bir Klimatoloji kitabinda gunes enerjisinin en buyuk- hacimli bolgeleri de deprem bolgelerinin uzerinde cakistigini gorunce bu dusuncemden emindim...Baska bir dusuncem de havada, atmosferde olabilecek bir ionozasyon olayi ile, yani ust atmosferden alt atmosfere dogru bir enerji akimi ile once bulutlar olusuyor , sonra bu elektromanyetik sahada bilinmeyen bir guc litosferdeki faylarda bulunan kayalari yerinden oynatiyordu. Bir de Ozon tabaksaindaki ozonlarin bu ionlar vasitasiyla zemine kadar inebilecgini de dusunuyordum.

Ancak, daha lojik olan ikinci bir sik vardi ki bunu da ihmal etmedim.. Deprem olacagi icin, bir manyetik alan meydana geliyor, catlak faylardan bir gaz cikisi oluyor, hayvanlar bunu hissediyor, alcak bulutlar meydana geliyor ve biz bunlari gorerek depremi haber verebiliyoruz..Bu bulutlar kuzey Anadolu fayinda meydana geldigi icin Canakkale'den Askale'ye kadar olan faya yakin bolumlerde bu bulutlar olusup kaybolabiliyorlar.

Benim halen inandigim sudur ki, jeoloji ile meteoroloji ilimlerinin tam ortasinda bir "olay" vardir ve bu da "meteoseisme"dir.Yani deprem bir jeolojik olaydir ve hava bir meteorolojik bir olaydir. Meteoseisme jeolojinin havaya yansimasidir.

Galiba 22 Haziran sabahi gene havalari incelerken bir Alcak basinc sistemi icinde oldugumuzu biliyordum cunku artik radyom da vardi. Gene alcak ve buluta benzeyen stratus gibi bulutlar gordum ve hemen ust tabakadaki bazi alto larin tam ters yonunden hareket ediyorlardi.. Bu stratuslar kayboldular ve ruzgar gene normal seyrine donustu.. Bu cok lokal bir olaydi.. Askale'nin birkac yuz km guneyinde 4 civarinda sabah 8-12 arasi deprem olacagini herkese duyurmustum. Bu tahmini saat 16 civarinda yapmistim.. 24 haziran'da, elinde bir Hurriyet gazetesi ile gelen bir asker bana ayin 23'unde Elazig'da saat ogleye dogru 4.1 civarinda (galiba) deprem oldugunu soylemisti. Elimde gazete avluda kosarak sevincten bagiriyordum. (Kandilli Rasathanesinin 24 Agustos 2006 yilinda bana gonderdigi tabloda depremin saat 21.06'da meydana geldigi yaziyor)..

Beni taniyan askerler beni alkisliyordu. Ne mutlu bir andi.. Aslinda atmosferle kendi ruhumu ayni goruyordum, sanki ruhum ve bulutlar bir butunduk, bunu izah etmek cok guc, FIZIK ILMINE ters dusuyor. Yoksa yer ve zaman bakimindan FIZIKI yonden boyle bir tamin yapmam imkansizdi.

Askerligim bittikten sonra, Komutanlik bu 3 depremi bildigime dair belge verdi..BELGE

Unutmadan yazayim butun bu deprem patirtisi zamaninda asagidaki sempatik ve ilginc olaylar da basima gelmisti.

Bu calismalar devam ederken bir sabah alarmla uyandik.. Ordumuz Kibris'a girmisti.. Hepimiz toplanmis emir bekliyorduk.. Bircok subay ve assubay otobuslerle Kibris'a gittiler.. Iki-uc gun sonra hic beklemedigim bir olay oldu ve beni Askeri Mahkemeye verdiler... Sebebi cok ilgincti, savas zamaninda Japonya Meteoroloji Mudurlugu bana japon depremlerini incelemek icin cok yuklu bir dosya gondermisti ve bu dosya yuzunden Komutanlik "Savas zamaninda Yabanci ulkeyle is birligi yapma" sucundan beni mahkemeye vermisti.. Mahkemem 10 dakika surmustu ve beraat ettim.. Mahkeme baskani benim calismalarimi bildigi icin dosyayi yok etme sartiyla beni serbest birakmisti...


Ayrica, Kibris'a gitmek icin gonullu arayan Binbasi Cetin Yilmazel'e de ben parmak kaldirmistim.. Herhalde heyecana gelmistim.. Bana "Sen otur oturdugun yere meteoroloji" diye bagirmisti.(meteorolog diyemiyordu)..:)

Haziran 1975'de askerligimi bitirdikten sonra, babamin olumuyle meydani bos bularak Turkiye'yi terk edip Fransa'ya yerlesmeye karar vermistim. Askerdeyken hazirladigim deprem dosyasini ve o gune kadar gelen butun mektuplari yanima alarak yola ciktim. Tabii bunu yapabilmek icin de annemle bir savasa tutustuk ve mucadeleyi ben kazandim.

Ilk durak Cenevre. Dunya Meteoroloji Teskilati ve onun baskani Dr Davies idi. Cenevre tren garinin karsisinda daha halen var olan Suisse Hotel'de kalip D.M.T. 'na 4 kez telefon actim. Nihayet benden bikan D.M.T. yetkilileri hatirladigim kadariyla 15 dakikayi gecmeyecek sekilde Genel Sekreter yardimcisi ile gorusmeme izin verdiler.

O buyuk kisinin karsisina ciktigimda buyuk umitlerle doluydum..

Ancak inanilmaz bir duvara carpmistim.. Benim yazdigim-cizdigim krokilere bir tabloymus gibi bakip "cok guzel isler yapmissin aferin" deyip beni basindan atmak isteyen bir zat vardi.. Nihayet bana bir kart uzatip, "al bu benim kartim Paris'e git ve UNESCO'da su sahisi gor" demisti.. O an anlamistim ki ben bir masa tenisi topu olmaya baslamistim.. Zatalileri rahatsiz olmak istememislerdi..

Cok uzatmadan UNESCO faciyasini da iki kelimeyle anlatayim.. Odaya girdigimde ayaga zorla kalkan ve hemen oturan bir (galiba) Amerikali ile karsilastim.. Tam cumleyi hatirlamamakla beraber bana "ne o kesifler yapmissin, diye duydum" demisti. Durumu anlatmaya basladigimda beni hemen kesip "tectonic activity- tectonic plates" diye birsey duydun mu? diye durmadan sorular soruyordu. Benim o teorilere karsi hicbir itirazim yoktu.. Benim problemin onlari harekete geciren veya harekete gectikten sonra deprem olmadan onceki olabilecek sinyallerdi.. Cevap olarak "sen cok buyuk isler pesindesin, 50 tane deprem ispat etmen lazim ki seni birileri dinlesin" diyerek beni kibarca basindan savmisti...

Iki ilim adamiyla Dr Mashizume ve Dr Sibrazka ile de UNESCO'da gorusme yapmistim... Biri bana Le Figaro gazetesinin bas sayfasini gosterip basligi kritik ediyordu. FRANSA BIR GUN DEPREMLE HARAP OLABILIR. O gunlerde Cezayir de buyuk deprem olmustu ve bizim fantazist fransiz basini firsati kacirmamisti.. Konusmamizin hemen hemen buyuk bir kismi Figaro'nun attigi basligi ile ilgiliydi.. Nihayet ikisinden biri bana: "Japonya'da bu konu ile butun arastirmalar iptal oluyor veya sonuc vermiyor.. Onbinlerce bulutu kimse gunde 24 saat takip edemez. Sen belki cok ozelsin ama, maalesef dunyada hic bir bilim adami senin tezinle ugrasmaz.. Hazirladigin laboratuar formulunun gerceklesmesi icin de milyonlarca dolar lazim.. Bunu NASA bile kabul etmez. Kendini baska ise ver."

Eh dogru ya o zamanlarin mediatik bilim adami Haroun Tazieff'in yazisi cok daha ilgi cekiciydi... Mediyatik - Salon profesoru Tazieff..

Eiffel'in ayagi altinda oturup kara kara dusunmeye baslamistim. Hatta "keske bir-iki depremi tahmin edemeseydim de teorimin yalnis oldugunu veya sans eseri oldugunu gorup bunlar basima gelmeseydi" diye yakinmistim. Aklima Aristo nun cumlesi geldi.. Adam Atina sokaklarinda gun isiginda mum yakarak dolasiyormus.. Sormuslar kendisine.. Ne o Aristo efendi, gunesin altinda mumla neden yuruyorsun ? diye.. Cevap vermis.. Bir adam ariyorum..

Dogru demis, "insan" sifati hakkedilir. Her iki kolu, iki bacagi vs si olan yaratiga insan denmez. Insan'in kendi ruhuna ve kabiliyetlerine yeteneklerine gore degerlendirilmesi lazim..Insan denilen mahluk eger kendisinde var olan fakulteleri-kabiliyetleri pozitive cevirip once kendisine sonra insanliga faydada bulunmazsa, benim icin INSAN lakabina laik degildir...

Din, irk, millet gibi kavramlarin insan ruhundan daha onemli oldugu kabul ediliyordu , bu gorusleri ancak PARA ve zenginlik yenebiliyordu. Bu dunya kanunu degismedikce 6 kita daima savas halinde olacak ve beyinler yok edilecektir.

Ama demek ki dunya kuruldugundan beri ayniymis.. Her ne kadar dusuncelerimi anlatmak icin yuksek mertebelere-makamlara cikiyorsam daha da sukute hayale ugruyordum.

Belli bir seviyeye ulasan bir ilim adami artik arastirma yapip vaktini kaybetmiyor ve rahatini bozmuyordu. Ve hatta rahatsiz olmasin diye yeni buluslara ve dusuncelere de karsi cikiyor, ukalalik yapiyordu. Nasil olsa BASIN ellerinde. Bu buyun dunyada ayni sekilde cereyan ediyor.

Bana Jussieu Universitesinde bugun profesor olan bir arkadasim "Scientific Anarchiste" dedi. Yani "Bilim Anarsisti". O zaman kendisi "maitre de conference" idi ve bana Fransa universitelerin resmi kurumlardan para cekmek icin oynadiklari butun oyunlari anlatiyordu.

Ben bu yazimi yazip icimi dokerken, bilim adamlarinin birakin beni onemseyeceklerini, iki sayfalik yaziyi sonuna kadar okuyackalarina dahi emin degilim. Ama hic olmazsa icimi dokuyorum...

Sizleri daha fazla sikmamak icin geri kalan maceralarimi ozetleyecegim.

Paris'in en onemli ilim universitesi olan Jussieu'deki Paris VI da Prof Cruette beni yanina cagirdi. Meteoroloji profesoru olan bu hanim beni ilk dinleyen kisi olmustu ve 4 saat suren gorusmelerde gerek japon haritalarinda, gerek Cezayir depremi siralarinda cizilmis olan hava haritalarinda (daha dogrusu deprem en yakin haritalarda) bu kisa sure gozuken alcak bulutlar bulunamadigi icin Pr Cruette bana direk doktora hakki vermedi. Ayricana, depremlerin baslamasinin atmosferden geldigini soylemistim..Bunun detaylarina girmiyorum, aslinda o zaman Meteoroloji Genel Muduru Bessemoulin vefat etmisti, yerine Matteoli diye anlasamadigimiz kisinin parmagi vardi..Cunku Prof Cruette once "evet" dedi, sonra ise "hayir" diye kararini degistirdi.

Not: O zamanlar Fransa'da "Doctorat d'Universite" diye bir doktora cesidi vardi, diplomasi olmayan kisiler belli bir tezi savunabilmek icin gercek bir doktora yapar gibi iki yil calisiyor ve tezlerini gecirebilirlerse o konuda Doktor oluyorlardi.. Ancak bu diplomanin hukuki bir degeri yoktu, ancak Ilmi degeri vardi... Her yil bir-iki talebe bu istisna ya tabii tutulabiliyordu.

1980'de Asnieres Sur Seine Kaymakamligi bana "Artik temelli burada yasiyorsunuz, buyurun askere diye beni once Versailles'a sonra Blois'ya gondermisti. Orada en azindan deprem tahmini problemi yoktu. Ancak goge bakarak hatiralarimi tazeledim.

Herneyse cok kisa suren askerligimin sonrasi gittigim Londra'daki Imperial Universitesinde bir profesor ile konustugumda, bana o ulkede meteoroloji ile ugrasabilmem icin 7 sulale Ingiliz olmam gerektigini saka ile karisik soylediginde artik su bardagi tasmisti.

Eski Osmanli padisahlarinin akrabasi ile bulusup Kralice'ye durumumu izah etmesini istemistim. Buckingham Palace'a koskoca bir dosya gitmisti.. 3 hafta sonra Ingiltere Meteoroloji Mudurunden bana bir mektup gelmis ve Kralice'ye Ingiliz kanunlarina karsi gelemeyeceklerini ve beni Meteorolojiye alamayacaklarini bu mektupta ifade buyurmuslardi. (pabucumun kralicesi)

O zamanki durumu daha da ozetleyecek olursak, Japonlarla halen yazismalar devam ediyor, ayni zamanda diger ulkelerin ilim adamlari bana mektuplar yazip bu isten vazgecmemi soyluyorlardi..Kisacasi Jeoloji ile Meteoroloji ilimleri birbirinden ayri bilim dallariydi.. Ben ise HAYIR diye iddia ediyordum..

Yani ben hayal gormustum..

Son sans deyip atladim ucaga gittim New York'a.

Mart 1987'de New York'ta iki meteoroloji muhendisi ile gorustum. Dr Hoffert ve Dr Rampino..Ayni zamanda NEW YORK universitede hocaydilar. Tek umidim artik sozde beyin ulkesi, taze beyin toplayan ABD olmustu...

Bana bu isten vazgecmemi, bu teoriyi hcbir zaman ispat edemeyecegimi soylediler....

Bu teorinin ozeti 1985'de Paris'te bastigim bir kitabin birkac sayfasinda yazilmistir.

New York'da , hayallerim ve calismalarim son bulmustur diye dusunerek, bazi onemli belgeleri o meshur Georges Washington Bridge'den suya attim.

Yil 1987, aylardan mart...

1962 yilinda baslayan ve 25 sene suren Meteoroloji askim, benim bulutlarim, alcak basinclarim, yuksek basinclarim, occlusion cepheler, yagmurlar, jet streamler, karayel ve karlar... hepsi yok olmuslardi.. Bir gence karsi KATLIAM yapilmisti.. CINAYET islenmisti.

Yok "gayrimuslumsun, yok Turk'sun, yok Fransiz'sin, yok Ingiliz degilsin, yok yasin cok ufak, olmaz yasin cok genc, artik yasin gecti...dene dene hayatimi ortaya koyabilecegim, 24 saatimin 20'sini arastirmayla gecirebilecegim bir BILIM, insanlar tarafindan elimden alinmisti... Hani butun dunyada "GENCLERI MOTIVE EDELIM" diye bas bas bagiran profesorler, ilim adamlari, politikacilar neredeydiniz? Dunyaya EDUCATION dersi veren Fransa da mi, kendi vatandasina sahip cikamadi ?

Ancak, Allah benimle beraberdi ve sagligimda bir gercek bilim adami teorimin dogrulugunu gosterecek bir aciklama yapti..

Aradan 16 sene gectikten sonra, 2003 yili sonunda Istanbul'daki Hava Harp Okulunda bir konferans veren Bulgar Prof. Dr. Margarita Matova, uydulardan Turkiye'de deprem oncesi alcak bulutlarin olustugunu ve bu bulutlarin deprem oncesi yon degistirdiklerini bir raporla belgeledi. Sag olsun Milliyet gazetesi yazari Onay Yilmaz bu belgeyi bana fakslayinca, nasil sok gecirdigimi ve ayni anda ne derece sevindigimi herhalde tahmin etmissinizdir. Bu belgenin-raporun sonuclari "meteoseisme" sayfasinda ingilizce olarak yazilmistir. Matova ile e-mail'lestik ve bana sordugum sorulara soyle cevap verdi.

Benim gorduklerimin hayal olmayip, icerisinde buyuk bir gercek payi oldugunu artik anlamistim. Depremlerden once, manyetik bir alan olusuyor ve alcak bulutlar kisa bir sure icin meydana geliyordu... O'nun bilmedigi mektupta okudugunuz gibi 180 lik aci ile yerden cikan gazlardi..

Isin en ilginc tarafi, son derece samimi olan bu yazismamiz aniden son buldu.. Matova susturuldu..

BEN BU YAZIMI YAZARKEN DUNYADA VAR OLAN GEREK METEOROLOJI, GEREK JEOLOJI VE JEOFIZIK ALANLARINDA GOREV ALAN HICBIR BILIM ADAMINDAN HAKKIMDA VEREBILECEKLERI BIR TEK POZITIF ATILIM BILE BEKLEMIYORUM.. AKLIMA PROF.NESTEROFF'UN SOZLERI HIC CIKMIYOR.

"HICBIR BILIM ADAMI BASINI BELAYA SOKUP BOYLE BIR MESULIYETI UZERINE ALMAZ.. DEGIL BINLERCE, YUZBINLERCE INSAN YOK OLSA BILE"...

Ne guzel dunya degil mi? 26 Aralik'ta Guney Asya'da olenlerin sayisini Allah'tan baska kimse bilmiyor... Tsunami olduktan sonra, saskinliklar gectikten sonra oradaki hukumetlere gun dogmustu.. Dunya'nin dort bir yaninda paralar toplanacak ve onlar da cebe atacaklardi.. Ben bunu WebSite'mda yazdigim zaman, bir-iki kisiden hakaret isittim.. Mart sonunda France 2 televizyonunda Sri Lanka hukumetinin milyonlarca dolari ceblerine nasil indirdidiklerini gorunce hic sasirmadim.

Turk arastirmaci Profesorler de zaman zaman bir kac televizyon kanalinda karsilikli oturup ISTANBUL NE ZAMAN MAHVOLACAK konusunu ele alip "horoz dogusu yapar gibi" cok hararetli aciklamalar yaparak halkin yuregini agizlarina getirdikten sonra Bogaz'a gidip yemek yerler.. Ama bunlar gibi 6 kitada var. Bunlar sozde "TOP NIVEAU" ve mediatik kisiler..

Ailemi.... o zamanki Tarim Bakanligi Devlet Meteoroloji Isleri Genel Muduru Dr.Rumeli ve yardimcisi Kabakliyi, rahmetli Ali Esin'i, bana gecen yil email gondererek, "RADYOYU DINLEDIGIM ZAMAN SIZI HATIRLADIM" diyerek bir pismanlik sinyali veren emekli Fransiz Prof Dr Cruette'i, UNESCO'daki hocalar ve bilim adamlarini, Dunya Meteoroloji Teskilatindaki yuksek makamlarini, bircok ulkedeki Universite hocalarini, ailemi, yukarida ismini verdigim butun bilim adamlarini ve bana karsi cikan herkesi asla olunceye kadar affetmeyecegim.

BU YAZI SUBAT 2005 TARIHINDE YAZILMISTIR

Iste affetmememin nedeni:

9 yasinda iken bir ilme asik olan... 13-14 yaslarinda o ilmi temsil eden bilim adamlariyla ve akademisyenlerle hava tahminlerinde yarisabilecek kadar guclu hale gelen...hic bir kitap okumadan kendi kendini egiten... 16 yasinda iken bir hava durumunu kesfedip DEPREMLERLE BAGLANTI KURAN... kendisini insanliga , arastirmaya, hayat kurtarmaya vakfedip ve herseyini feda eden.... 5/5 depremi onceden haber veren... gencligini tam yasayamayan... hakaret isiten... dayak yiyen... okuldan kovulan... ailesi tarafindan "sen delisin" denilen TALEBE YASINDAKI bir gence... "sen katoliksin, sen Turk'sun, sen Fransiz'sin, sulalen Ingiliz degil" deyip... 3 kitada meteoroloji konusunda tahsilini yapabilmesi icin Bir tek Allah'in kulunun sahip cikamamasi.

INSANLIK UTANSIN !

20 yil sonra Paris'te radyoda Matova'nin haberini radyodan duyan Prof Dr Denise Cruette beni hatirlamis... Kendisine cok tesekkur ederim, ancak biraz gec kaldi...

Iste Prof Cruette'in e mail'i:

From: Dcruette@aol.com
Date: 12/08/03 06:21:11
To: ronald.karel@ntlworld.com
Subject: Re: la meteo et les seismes

Bonjour Monsieur,
Oui, je me souviens de vous et j'ai pensé à vous en entendant récemment, à la radio, une information sur ce colloque. ll faudrait que vous me rappeliez la date de votre visite et je peux attester vous avoir entendu sur ce sujet.
Avec mon meilleur souvenir.
D. CRUETTE

Beni yillardir destekleyen Phd.Dr Sawada da beni hatirlayip asagidaki e mail'i gonderdi...
Iste Dr. Sawada'nin gecen yilki emaili.

TESEKKURLER

Ote yandan, bana kucagini acan Turkiye Cumhuriyeti 3 ncu Ordu, 4 ncu Zirhli Tugayi, 41 nci Mekanize Piyade Taburundaki, O zamanki Tuggeneral Kemal Yamak basta olmak uzere Kurmay Albay Metin Behzat Oktay'a, Topcu Binbasi, Tabur Komutani Binbasi Gungor Yilmazel'e, Yuzbasi Abidin Uzun, Ustegmen Faruk Kunaga ve diger butun subay, assubay ve erata cok tesekkur ediyorum..

Siz gercek birer Ataturkcuymussunuz. Din, irk, milliyet gozekmesizin, bilim dalinda arastirma yapmami desteklediniz ve bana inanilmaz bir sekilde saygi duydunuz ve moral verdiniz..

Beni 25 yil kadar destekleyen Dr Sawada'ya ve bana Prof Matova'nin raporunu gonderen Milliyet gazetesi yazar/muhabiri Onay Yilmaz'a da icten tesekkurlerimi iletiyorum...

Beni iki kez ailesinden biriymisim gibi ofisine kabul eden, moral veren, Moda-Istanbul'daki evime mektuplar yazip beni destekleyen Fransa eski Meteoroloji Genel Muduru J.Bessemoulin'e de cok tesekkurler.

Saygilarimla

R.Karel