![]() |
||||||||||||||||||||||||||
|
TÜRKİYE DE DEPREM NASIL TAHMİN EDİLEBİLİR VE TÜRKİYE DE DEPREM GERÇEĞİ HAKKINDA YORUMLAR VE ÖNERİLER TÜRKİYE DEKİ FAYLAR !
Bu yukardaki Erzurum ve civarı fay hatları bana Erzurum Üniversitesinden Doç.Dr. Sevindi tarafından verilmişti.. Bakın bu faylara.. Onlarca fay ( sadece bildiklerimiz) var. Bu gördüğünüz faylardan Türkiye nin hemen hemen her bölgesinde vardır. Hele Ege de daha sık rastlanır, kısa ve ufak faylardır ama hiçbir garantisi yoktur ki bir gün kırılp birleşecek ve büyük ve tehlikeli bir büyük fay oluşturacaklar diye.. Tıpkı ABD nin kuzey-batısındaki Washington eyaletinde olduğu gibi.. Haritayı tıklayınız ve bizim ülkemizdeki ana fayların bazılarını görünüz Yukardaki haritada bana Prof Dr Uğur Kaynak tarafından gönderilidi.. Böyle bir ülkede gelip geçmiş bütün hükümetlerin en önde yapması gereken çalışma DEPREME DAYANIKLI binalar yapmak olmalıydı.. Türkiye nin yüzde kaçı kerpiçten evlerle dolu dersiniz acaba.. Hiç düşünmeyelim bile. Pekiyi kaç evde deprem sigortası var . Devam edelim başka bir habere.. Bahçelievler Belediyesi’nce gerçekleştirilen “Deprem Gerçeği ve İstanbul” paneline katılan konuşmacılar Türkiye’nin deprem gerçeğinde İstanbul’u anlattılar. 17 Ağustos 1999’dan sonra yapılan çalışmaların hızlanması gerektiğini belirten konuşmacılar “Türkiye deprem gerçeğiyle karşı karşıyadır” dediler. Bahçelievler Belediyesi Yeni Sahne’de gerçekleşen panelde konuşan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar “Deprem belli başlı afetlerden en zor olanıdır. Gelişmiş ülkelerde insanlar artık su bardaklarını tutuyor, gardıroplarını daha iyi monte ediyor devrilmesin diye ve biz maalesef 1999’daki depremde çok büyük acılar yaşadık. Biz sürekli bu depremleri yaşıyoruz. Ülkemiz gelişmekte olan bir ülke. 1945’lerden sonra kendi yöresinde karnını doyuramayan insanlarımız büyük şehirlere göç etti. İstanbul’un nüfusu bugün 12 milyonun üstüne çıktı. 3 milyonu aşan hane var. Yapılan bir araştırmaya göre bunların yüzde 65 - 70’i depreme karşı dayanıksız. 1999 depreminden sonra zemin etüt çalışmalarına daha önem verildi ama bunlar yeterli değil. Özellikle İstanbul, İzmir, Bursa gibi deprem kuşağı olan bölgelerde kentsel dönüşümler yapmamız lazım. Bizim olmazsa olmazımız halkımızın çok iyi bilinçlenmesidir. Halkımızın arsa alırken bilinçlenmesi, müteahhitlerimizin ev yaparken bilinçlenmesi çok önemli. İstanbul’da 7 şiddetinin üstünde bir depremde 40 milyar ile 70 milyar dolar arasında bir kayıp olacağı söyleniyor ve bunu Türkiye kaldıramaz. Bunun için dere yatakları ve gevşek zemindeki binaları mutlaka kaldırmamız lazım. Depreme dayanıksız binaların yerine yenilerini yapmamız lazım” dedi. Panele konuşmacı olarak katılan Doç. Dr. Recep Hayri Eren ise “Japonya da binalar sallanıyor ama insanlar kaçmıyor deprem oluyor diye, sadece bardakları tutuyorlar bardaklar devrilmesin diye. İstanbul’da nasıl deprem oluyor, kuzey Anadolu fayı 3,7 milyon sene önce Marmara bölgesine gelmiştir. Depremler enerji boşalması oldukça oluyor ama belli aralıkları sakin geçiriyoruz. Biz umuyoruz ki deprem 7 civarında olsun, çünkü 7’yi geçtikten sonra işin tavrı değişiyor, görüntüsü, hasarı değişiyor. Kocaeli depreminde zeminin gevşek olması zararı arttırdı. Normalde sağlam görünen bina depreme dayanmıyor zemin etütleri yapılmadığı için. Deprem şiddeti 12 dereceyi bulduğu zaman yer çekimi kalmaz. Sıvılaşan zeminde bina kalkıp da oturduğu zaman şakulünden sapar. Binaları yaparken zemin etütleri yapılmalı ve binalar bu etütlere göre yapılmalıdır” şeklinde konuştu. İBB Deprem ve Zemin İnceleme Müdürü Mahmut Baş da konuşmasında “İstanbul Büyükşehir Belediyesi 4 üniversite ile ortaklaşa deprem master planı yaptı ve bunu parlamentoya ve ilgili bakanlıklara gönderdi. İstanbul’un 1. derecede risk taşıyan bölgelerinin çalışmaları yapıldı. Depremden dolayı kaynaklanabilecek bütün risk çalışmalarımız tamamlandı. İstanbul’da olası bir depremle oluşacak heyelanlar karşısında neyle karşı karşıya kalacağımızı, çadır kentlerin nerelerde kurulması gerektiği gibi çalışmaları yaptık”. Mühendisler Vakfı Başkanı Yusuf Erkoç da yaptığı konuşmada “Kapıdaki depremi önemsediğimiz maalesef söylenemez. Anadolu da sık sık “insanı gam, binayı nem öldürür” derler. 20 -30 yıl önce yapılan binalarda maalesef nem binayı öldürmüş. Acı gerçek bu. İnsanları deprem öldürmüyor, depremde dayanıksız çürük binalar insanları öldürüyor” dedi. Ben iddiaya girerim sizlere.. Allah korusun eğer adaların arkasındaki fayda büyük bir yarılma olup da sadece 6.5 veya 6.8 kuvveti civarı deprem olursa İstanbul ve çevresi en aşağı 10 000 ölü verir ve en aşağı 100 000 ev yıkılır... Sadece İstanbul mu .. İş Ege aynı tehlikeyi yaşıyor, hatta İzmir bile tehlikede.. DOğu Anadolu olduğu gibi tehlikede... Türkiye de binaların kuvvetlendirilmesi için çok büyük bir proje başlatılmalı... Edirene den Hakkariye kadar inanılmaz büyük bir proje başlatılmalıdır.. Büyük bir deprem olduğunda hiçbirşey kalmaz.. Herşey biter... Bizler bunu hakketmiyoruz.. Devam edelim haberlere.. TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Emin Koramaz, 17 Ağustos Marmara depreminin yıldönümünde hazırlanan deprem raporunu açıkladı. Hazırlanan raporda, 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sonrası yapılan incelemelerde depremlerde oluşan kayıpların yüzde 80`e varan kısmın, taşıyıcı sistemlerin gördüğü zarara bağlı olarak tesisatlarda oluşan hasarlar nedeniyle meydana geldiği belirtildi. Raporda, `Yeni bir Marmara depreminin yaratacağı olası ekonomik, sosyal tahribatı en az düzeyde tutmak olanaklıdır` denildi.
Rapora göre, Türkiye topraklarının yüzde 93`ü, nüfusun yüzde 98`i, sanayi kuruluşlarının ise yüzde 98`i deprem bölgeleri içinde yer almakta, barajların yüzde 95`i de tehlikeli hat üzerinde bulunuyor. Türkiye`de bulunan bin 1 adet enerji santralinin 419`u da birinci derece deprem bölgesinde yer alıyor. Raporda, Türkiye`de 1900 yılından bu yana yaşanan 180 büyük deprem içindeki ağır hasarlı bina ve can kaybı verileri bulunan 155 depremde, 92 bin 463 kişinin öldüğü, 554 bin 365 binanın ağır hasar gördüğü belirtildi. 1999 Marmara depreminde ise toplam 367 bin 479 konut ve işyerinin hasar gördüğü ve resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişinin yaşamını kaybettiği açıklandı. Raporda, `Marmara Depreminden, ölümlerin yaşandığı 8 il başta olmak üzere yaklaşık 16 milyon insan etkilenmiştir. Toplam hasar 376 bin 479 konut ve işyerinde yaşanmış iken, 8 ilde 40 bin 665 konut yapımı planlanmış olması dikkat çekicidir` denildi. Deprem sonrası bina müteahhitlerine yaklaşık 2 bin 100 dava açıldığı kaydedilen raporda, bin 800`ü Şartlı Salıverme Yasası ve hukuki boşluklardan dolayı cezasız kaldığı diğer 300 davanın 110`una ceza verilse de çoğunun ertelendiği ifade edildi. Rapora göre, Marmara Depremi`nin toplam ekonomik maliyetinin TÜSİAD`a göre 17 milyar dolar, DPT`ye göre 15–19 milyar dolar, Dünya Banası`na göre 12–17 milyar dolar. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla`ya oranla zarar ise TÜSİAD`a göre GSYİH`nin yüzde 9`u, DPT`ye göre yüzde 8–10`u, Dünya Bankası`na göre ise yüzde 6,3–9`u oranında oldu. Depremlerin etkileri artan nüfus yoğunluğu, sanayileşme ve özellikle kentleşme ile yakından ilgili bulunuyor. Raporda, 7. Beş Yıllık Kalkınma Planından beri kamusal hizmetlerde olduğu gibi afetlerle ilgili yasa ve mevzuatlara ilişkin yaklaşımlarda da özelleştirme ve piyasaya açılmacılığın egemen kalındığı ifade edilerek, `1999 Marmara depremi sonrası Dünya Bankası`nın dayattığı zorunlu deprem sigortası da bu temelde gündeme gelmiş ve etkisiz kalmıştır. Olası Marmara depremi riskinin giderek artmasına karşın deprem bölgelerindeki okullar, hastaneler ve diğer kamu yapıları bilimsel olarak incelenmemiş, kentsel yaşamda rant kaygısı, can ve mal kaygısının önüne geçmiştir` denildi. Raporda, 1999 Marmara Depremi sonrasında kurulan TBMM Araştırma Komisyonu Raporunda`Yeni bir deprem politikası oluşturulmalı devlet politikası olarak uygulanmalıdır` denildiği hatırlatılarak, gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı politikasından kesinlikle vazgeçilmesi gerektiği belirtildi. Raporda 17 Ağustos depremi sonrasında `afet yönetimi` çalışmalarının ise yürütülmediğine işaret edildi. -KAYIPLARIN YÜZDE 80`İNDENEDEN: TESİSAT HASARI- Raporda, yapıların güvenli oluşunun, tasarımdan projelendirmeye ve üretime kadar yapı denetimi konusunu birinci dereceden önemli kaldığı ifade edilerek, 1999 Marmara depremi sonrasındaki yapı denetimi düzenlemelerinin denetimsiz yapılaşmayı teşvik ettiği savunuldu. 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası`nda ciddi eksik ve yanlışlar bulundu kaydedilen raporda, `Yasada yapı denetimi tam anlamıyla bir piyasa faaliyeti olarak görülmüş ve kamusal denetim dışlanmıştır. Bu anlayışın en önemli göstergesi, yasanın milli gelirden en yüksek payı alan 19 ili kapsama alması olmuştur. Bu iller toplam milli gelirin yüzde 67`sini elde etmektedir. Geriye kalan ve Türkiye Deprem Haritasına göre 55`i Birinci Dereceden Deprem Bölgesi içinde yer alan diğer 62 ilin yasa kapsamı dışında tutulması, yapı denetimine ne denli ticari yaklaşıldığını göstermektedir. Diğer yandan yasa yapıları yalnızca bina taşıyıcı sistemlerden ibaret görmektedir. Oysa Marmara Depremi sonrası yapılan incelemeler, oluşan kayıpların yüzde 80`e varan kısmının, taşıyıcı sistemlerin gördüğü zarara bağlı olarak tesisatlarda oluşan hasarlar nedeniyle meydana geldiğini göstermiştir` denildi. YENİ ŞEHİR PROJELERİ Yukardaki haberlerde hepimiz görüyoruz ki, toplantılar, konuşmalar, projeler var ama icra yok.. Nereden başlamalı, nasıl başlamalı gibi geröek sorular var akıllarda... Evet.. Paris te yeni bir şehir var.. LA DEFENSE, şehrin batısında şimdi YENİ PARİS olarak adlandırabiliriz... Londra da aynen doğusunda BANK tarafında yepyeni bir şehir yükseliyor... Oralarda deprem yok ama binalar sağlam... Neden İstanbul da YENİ İSTANBUL yapılmıyor.. Neden İZMİR de YENİ İZMİR yapılmıyor.. Türkiye nin her büyük şehrin aynısı daha sağlam topraklarda yapılamaz mı .. Neden hep başkaları yapacak da biz yapamayacağız.. Bu yeni yapılacak şehirler depreme karşı sağlam malzemelerle yapılırsa, seneler sonra halk yavaş yavaş yeni şehirde yaşama başlar.. Yeni siteleri gene fayların üzerinde yapacağımıza bu söylediğim daha iyi bir fikir değil mi.. Dere kenarlarından uzak durulursa, büyük fay hatlarında uzak durulursa ve yapılar dürüst bir şekilde inşaa edilirse problem kalmaz.. Japonya daki fay hatları bizimkine on basar ama 7 kuvveti öldürmüyor, adamlar sadece beşik gibi sallanıyorlar o kadar.. Hep beraber önerilerde bulunalım , ben seve seve sitemizde yayınlarım.. DEPREMDE BİNALAR NİYE YIKILDI? burayı tıklayın BANA ULAŞAN MESAJLAR ve bir deprem bulutu tanımı Subject: Merhaba
Anlatacaklarımın hiçbiri bilimsel bir veriye dayanmıyor. Sizde bu anlatacaklarıma inanır mısınız onu da bilmiyorum. Sadece bunlar benim hissettiklerim. Depremin olacağını hissedebiliyorum ama yeri ve şiddeti hakkında hiçbir şey söyleyemiyorum. Bunu Şili depreminden sonra hissettim. Gece bir ara nefesim kesilecek kadar bir ağrım oldu. Elazığ’daki depremden önceden o gece rüyamda depremi gördüm. Ayın üçündeki Akdeniz ve Yunanistan’da 4 şiddetinde deprem olduğunu sabah öğrendim ve hissettiğim saat 02:30 – 03:00 idi ve depremlerde bu saatte olmuş. Az önce siteye baktığımda da saat 17:30’du galiba deprem olmuş ve 16:30’dan beri sırtımda ağrı var.
Ayrıca geceleri dünya ile meditasyon yapıyorum ve onun bizden sevgi istediğini hissediyorum. Düşüncelerin titreşimi ile dünyanın manyetik alanı arasında ilişki olduğuna dair bilimsel kanıtlarda mevcut. Gerçi uzun zamandan beri araştırma yaptığınız için bunu siz biliyorsunuzdur zaten.
Ama hissettiğim depremlerin olması gerektiğinden daha az şiddetli olduğu. Sevgiyle bunu daha da azaltırız. Şili depreminden sonra tusunamiler için 3 metre yükseklikte olacağı tahmin ediliyor deniliyordu belki tahmin hatasıydı bilmiyorum ama beklide gerçekten onunla iletişime girmemizin buna etkisi oldu. Gece boyunca dalgaların şiddetini azaltması için ricada bulundum. Dediğim gibi gerçekliğinin ne olduğunu bilmiyorum sadece hissediyorum. Fiziksel herhangi bir veri de yok. Sadece istediğim daha fazla insanı olumlu düşünmeye sevk etmek. Nasıl yapacağımı da bilmiyorum. İnanırsanız söylediklerime sizden ne yapılabileceğine dair öneri bekliyorum.
Sevgiler Lamia Sevgi Karel bey,
Bu sorunuzun cevabı çok zor. Depremleri durdurmak mümkün değil. Azaltmak belki mümkün. Benim jeoloji bilgim yok. Bazı tasarılarım var ama ilgilenen kimseyi bulamıyorum. (Resmi kişiler olarak söylüyorum.)
Depremi önceden tahmin ediyormusunuz derseniz, mümkün olduğu kadar.
Bugün itibariyle 3-4 gün sonra, saat 20.30 - 21.30 aralığında + http://www.facebook.com/l/720d2;03.30-04.30 saatleri arasında 4.5+ büyüklükte içanadolu ve doğuanadoluda hareket bekliyorum.
Saygılar.
Mustafa Ölmez Geçen yazdan bu yana depremlerden önce bulutların almış olduğu şekiller hep dikkatimi çekmiştir.
olası büyük depremler Amerikada gerçekleşecek ise,
bulutlar boru gibi yanyana diziliyorlar..
Uzak doğuda büyük deprem gerçekleşecek se bulutlar
insan iskeleti görünümünü alıyorlar...
Elazığ depreminden önce, dev kaburga kemikleri gibi şekil alan bulutlar çok dikkat çekiciydi.. Nurten Pamuk
2008 - 2009 YILLARINDA YER VE ATMOSFER BİLİMLERİNDE BÜYÜK GELİŞMELER KAYDEDİLDİ! NASA DAN DR OUZOUNOV VE INGILTERE DEN GEO BÖLÜMÜ UZMANI DAVID TAYLOR UN ÖNERDİKLERİ. Avrupa yı kapsayan uydular Meteosat-9 (Eumetsat tarafından ) 24 saat resim gönderebiliyor, bu resimler her 15 dakika da bir gönderilibiliyor. Polar orbit olarak nitelendirilen NOAA-17, 18 ve Metop-A uyduları günde iki kez aynı noktadan geöip resim gönderebiliyorlar. Bundan başka aşağıda önerdiğim gibi Terra ve Aqua uyduları da MODIS skaneriyle donatılmıştırlar. Bunlar günde 4 kez aynı bölgeden geçiyorlar. Bunlardan başka gene benim önerdiğim DMSP askeri uydular da vardır. Haritayı büyütmek için üzerini tıklayınız Haritanın açıklanması Büyük Türkiye haritasında görünen R noktalarda ( bak R harfi) radon ölçümü ve rasathaneler kurmak. Alçak atmosferi izlemek için aynı noktalara kameralar yerleştirmek.(bak kamera resimleri) Aynı merkezde yerleştirilecek radarlarla haritada belirtilen uydulardan ( bak A,B,C,D,E,F, uydu resim ve isimlerine) gelen ve ayrıca güneş rüzgarlarının hızını ölçen ACE uydusunun verilerini toplamak. (bak Muğla üzerindeki ACE uydusu yazısına)
OBEM ‘Ocean Bottom Electro-Magnetometers’ deniz altı sismometreler olup denizen dibindeki elektro manyetik dalgaları ölçmeye yarar. Tokyo Üniversitesi Deprem Araştırma bölümünden elektro-manyetik ve sismologlar tarafından haırlanan OBEM okyanuslarda depremden önce meydana gelebilecek elektro-manyetik dalgaları kaydetmek için 2004 yılından bu yana başta Filipinler de olmak üzere bazı araştırmacılar tarafından Pasifik okyanusu kıyılarına yakın bölglerde kullanılmaktadır. Marmara denizinde buna benzer bir araçla veriler elde edilebilir. Marmara, Ege ve batı Akdeniz bölgelerinde küçük hayvan laboratuarları kurup, deprem öncesi elektro manyetik alandan rahatsız olabilecek hayvanların reaksyonları incelemek. -- Faylarda ilk strest olayının başlamasını ve kayaların sürtüşmesiyle meydana gelen stresle birlikte çok yoğun iyonizasyonun ölçülmesi -- OBEM den gelebilecek ilk stres belirtileri ve su dibinde olası anormal elektro-manyetik artışlarını kaydetmek -- Radon artışı ve yer altı sularının yükselişi gibi faylarla yeryüzü arasında olabilecek her türlü anormallıkları inceleyip kaydetmek -- İyonizsayonun yeryüzüne çıkma durumu, alçak atmosferde meydana gelebilecek olası elektro-manyetik alanlarını ölçmek --Denizlerde, kıyılarda küçük nehir ve göllerde yüksek elektro manyetik alan ve iyonizasyon yüzünden rahatsız olabilecek yüzen balıklar ve hayvan laboraturlarındaki hayvanların tepkilerini incelemek -- Alçak atmosferde nem oranına göre oluşabilecek sis ve bulut oluşumlarını kameralarla kaydetmek -- Alçak atmosferi etkileyen elektro-manyetik dalgaların iyonosfere yükseldiğinde oradaki ULF, VLF,ELF gibi radyo dalgalarında dengesizlikler meydana getirmelerini kaydetmek için aşağıdaki uydulardan faydalanılması a. Dünyada sadece alçak atmosferdeki nemi ve bulutları değil, aynı zamanda büyük okyanuslardaki nem orantısının değişmesini, buharlaşmayıve yeryüzündeki radiativ enerjiyi ölçen Aqua uydusu b. NASA tarafından gönderilen ve 5 görevi olan Terra uydusunun sayesinde yeryüzündeki bulut şekillerini incelemek c. Deprem öncesi, deprem anında ve sonrası iyonosferde meydana gelen rahatsızlıkları ölçen DEMETER uydusu
GÜNEŞ IŞINLARINI ÖLÇEN HARİTA Mühim olan o yeryüzüne inen masif proton ağırlığının hangi fayda stres yapacağını kestirebilmek, diye düşünüyorum. Bu konuda bazı makalaler buldum..Makaleleri yazan bilim adamlarının bazıları aşağıda gösterilmiştir: Solar eruptions as triggers of earthquakes (Depremleri tetikleyen güneş rüzgarları)
R. Kessel, F. Freund, G. Duma - (1) Lab for Solar and Space Physics, NASA Goddard Space Flight Center, Greenbelt, MD 20771 [ramona.l.kessel@nasa.gov, 301-286-1771 fax], (2) Department of Physics, San Jose State University and Ecosystem Science and Technology, NASA Ames Research Center, MS 242-4, Moffett Field, CA 94035-1000, (3) Central Institute for Meteorology and Geodynamics, Department of Geophysics, Hohe Warte 38, A-1190 Vienna, Austria
Vinayak G. Kolvankar, Seismology Division, Bhabha Atomic Research Centre, Trombay, Mumbai 400 085, India Supplementary material to “Energy Transfer in the Earth-Sun System”T. Y. Lui, Applied Physics Laboratory, Johns Hopkins University, Laurel, Maryland; Y. Kamide, Solar-Terrestrial Environment Laboratory, Nagoya University, Toyokawa, Aichi, Japan HAYVANLARINDEPREMİ HİSSETMESİ Depremler öncesi çoğu zaman hayvanlarda anormal davranışlarmeydana gelir. Balıklar oksijen almak için su yüzeyinde zıplamaya başlarlar,aynı şekilde karıncalar, köpekler, kurbağalarsağa sola koşuşurlar. En son NASA Ames Research Centre da bir İpek Külahçı isminde bir Türk uzman yeraltında meydana gelen iyonizasyon sonucu yeryüzündeki hayvan davranışlarını incelemiştir.Meşhur Kobe depremi öncesinde birçok köpek sahiplerini uyandırmıştır. Gene Kobe depreminden önce göllerde tek bir sıra halinde dizilmiş yüzlerce balık görülmüştür. Tarih bu gibi binlerce örneklerle doludur. İYONİZASYON İSPAT EDİLDİ ... 1974 yılında Aşkale de yazdığı ‘meteoquake- meteodeprem’ teorisinin temeli olan ‘DEPREM ÖNCESİ İYONİZE BULUTLAR’ 2008 yılı sonunda NASA laboraturlarında ispatlandı. Bilimsel makale bu yıl sonunda çıkmak üzere NATURE bilimsel magazine yollandı. Deprem öncesi faylarda meydana gelen stresin inanılmaz derecede iyonizsayon meydana getirdiği ve bu iyonizasyonun yer yüzüne çıktığında o an alçak atmosferdeki nem durumuna göre sis veya bulutlanma yapabileceği NASA Ames Research Centre da gösterildi.
|
|||||||||||||||||||||||||